Bandrol engeli derhal kalksın

Av. Akbaş: Kültür Bakanlığının bandrol vermeyi durdurması, Risale basımının yasaklanması olarak değerlendirilecektir.

ENGELLEMENİN HUKUKî İZAHI YOK

“Said Nursî’nin vefatından bugüne kadar, Risale-i Nur çok sayıda yayınevi tarafından serbestçe basıldı. Kültür Bakanlığı da, bandrol uygulamasının başladığı günden bugüne, Risalelerin basımı için yayınevlerine bandrol vermekte bir sakınca görmedi. Hukukî ve fiilî durumda bir değişiklik olmadığına göre, Bakanlığın bandrol vermeyi durdurmasının  hukukî bir açıklaması yok.”

HUKUKî VE SİYASî SORUMLULUK

“Bakanlık kendisini yargı mercii olarak konumlandırıp, bandrol vermeyi durdurarak Risalelerin basımına engel olamaz. Elli beş yıldır süregelen hukukî durumu sürdürmekle mükelleftir. Aksi durumda Bakanlık, risalelerin basımını durdurmanın, giderek yasaklamanın hukukî ve siyasî sorumluluğunu üstlenmiş olur.”

Kültür Bakanlığı, Risale-i Nur’a bandrol yasağını derhal kaldırmalı

Kültür Bakanlığı’nın Risale-i Nur eserlerine bondrol vermeyi durdurması, bu eserleri basan yayınevleri tarafından “haksız” bir uygulama olarak değerlendirilirken, hukukçular da Bakanlığın kararının hukuka ve kanunlara aykırı olduğunu dile getirmeye devam ediyor. Demokrat Hukukçular Derneği Genel Sekreteri ve Yeni Asya Medya Grup avukatı  Kadir Akbaş, konuyla ilgili sorularımızı cevaplandırdı.

Kadir Bey, bildiğiniz üzere Kültür Bakanlığı  herhangi bir açıklama yapmadan Risale-i Nur Külliyatı ile ilgili eserler için bandrol vermeyi durdurarak fiilen, Risalelerin basımını durdurdu. “Fikrî Hukuk” alanında çalışan bir hukukçu olarak bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Konuyla ilgili olarak Kültür Bakanlığı tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığı için, bu konuda pek çok farklı değerlendirmeler yapılıyor. Konuyu her mecra aracılığı ile takip etmeye çalışıyorum. Bediüzzaman Said Nursî’nin ismi üzerinden siyasî tartışmaların yapıldığı nazik bir dönemde, Kültür Bakanlığı’nın, Said Nursî’nin vefatından bu güne kadar süregelen fiilî ve hukukî uygulamayı  görmezden gelen bir tavırla, bandrol vermeyi durdurması, haklı olarak tenkid edilecek ve spekülasyona yol açacaktır.

Bediüzzaman Said Nursî’nin vefatından bu güne kadar, Risale-i Nur Külliyatı’na dahil eserler çok sayıda yayınevi tarafından sahiplenilerek serbestçe basıldı. Kültür Bakanlığı da, bandrol uygulamasının başladığı günden bu güne dek, Risalelerin basımı için yayınevlerine bandrol vermekte hukukî bir sakınca görmedi. Hukukî ve fiilî durumda bir değişiklik olmadığına göre, Bakanlığın bandrol vermeyi durdurmasının hukukî bir açıklamasının olamayacağını düşünmekteyim.

Kültür Bakanlığı’nın bugüne kadar olduğu gibi, Risale-i Nur Külliyatı’nın haiz bulunduğu özel durumu dikkate alarak telif ve neşir hakkı sahipliği ile ilgili bir inceleme yapmaksızın Risaleleri basan bütün yayınevlerine bandrol verme uygulamasını sürdürmesi hukuka uygun bir davranış olacaktır. Bandrol verilmeye başlanmaması, fiilen Risale-i Nur Külliyatının basılmasının yasaklanması olarak değerlendirilecektir.

Risale-i Nur Külliyatı’nın haiz bulunduğu özel durumdan neyi kastediyorsunuz?

Risale-i Nur Külliyatı, bu güne dek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda düzenlenmiş hak sahipliğine ilişkin düzenlemelere tâbi tutulmadan yayınevleri tarafından neşredildi.  Kültür Bakanlığı’nın uygulaması da bu şekilde tezahür etti.  Bediüzzaman Said Nursî’nin tesbit edilen terekesinde Risale-i Nur  Külliyatı’na dahil eserlere yer verilmemiştir.

Bediüzzaman’ın  mübarek kanunî mirasçıları da, Bediüzzaman’ın arzu ve beyanlarına uyarak, Risaleleri kendilerine intikâl eden şahsî bir miras olarak görmemişler ve bu güne kadar geçen elli beş yıllık sürede, bu yönde bir iddia ile ortaya çıkmamışlardır. Bediüzzaman Hazretlerinin arzu ve iradesine uymuşlardır. Bediüzzaman, eserlerini vakfetmiş, kanunî mirasçıları da Bediüzzaman’ın bu iradesine saygı duymuşlardır. Risaleleri basan yayınevleri de umumiyetle  bu güne dek Risaleleri bu anlayışla neşretmişler ve Risalelerin neşrinden hasbelkader bir gelir elde edilmiş ise, bu geliri de yine Risalelerin neşri ve tanıtılması için sarf etmişlerdir.

Kültür Bakanlığı elli beş yıl sonra Bediüzzaman’ın kanunî mirasçılarını yetkili saymak gibi bir tasarrufta bulunabilir mi?

Hayır, Bakanlık elli beş yılda teşekkül etmiş,  fiilî durum neticesinde doğmuş hukukî durumu değiştiremez. Uzun yıllardır Risaleleri basan yayınevlerinin bu neşriyatına engel olamaz. Kültür Bakanlığı, uzun yıllarda oluşan fiilî duruma hukuken geçerlilik atfetmiş, bu güne dek Risale-i Nur Külliyatı ile ilgili olarak herhangi bir kimsenin hak sahipliği konusunda bir iddiada bulunmamış ve bu konuda bir kesinleşmiş bir mahkeme kararı ibraz etmemiş olmasını da dikkate alarak, Risaleleri basan yayınevlerine bandrol vermekte herhangi bir hukukî sakınca görmemiştir.

Bu gün, Bakanlık birdenbire, “Ben artık bandrol  vermiyorum” diyemez. Bandrol uygulamasının 1999 yılında mecburi hale getirilmesinden bu güne, yayınevlerine Risale-i Nur Külliyatı’na dahil eserler için bandrol vermekte hukuken bir sakınca görmeyen Bakanlık, bu uygulamaya son veremez.

Bediüzzaman’ın kanunî mirasçılarının bu yönde bir müracaatlarına dayanarak bandrol vermeyi durdurmuş olabilir mi?

Bilindiği üzere, Bediüzzaman’ın kanunî mirasçıları Risale-i Nur Külliyatı’nı kendilerine intikâl eden bir miras olarak görmemişler, Bediüzzaman Hazretlerinin Risaleleri vakfetmiş olması yönündeki arzu ve iradesine uygun davranmışlardır. Elli beş yılda oluşan fiilî ve hukukî durum, öncelikle onların Risaleler üzerinde hak sahipliği iddiasında bulunmamış olmaları ile teşekkül etmiştir. Bediüzzaman’ın aziz yakınlarının da Risale-i Nur Külliyatı’nın neşrinin durdurulması, neşrinin yasaklanması yönünde bir arzu ve istekte bulunmayacaklarını düşünüyorum.

Kültür Bakanlığı, ancak Risalelerin malî ve fikrî hakları üzerinde hak iddia edenlerin bu yönde kesinleşmiş bir Mahkeme kararı ibraz etmeleri halinde, kesinleşmiş bir yargı kararına dayanarak Risaleleri basan yayınevlerine bandrol vermeyi durdurabilir. Ancak böyle bir kesinleşmiş Mahkeme kararının olmadığını biliyoruz. Bakanlık kendisini yargı mercii olarak konumlandırıp, bandrol vermeyi durdurup, Risalelerin basımına engel olamaz, elli beş yıldır süregelen hukukî durumu sürdürmekle mükelleftir. Aksi durumda, Bakanlık, Risalelerin basımını durdurmanın, giderek yasaklamanın hukukî ve siyasî sorumluluğunu üstlenmiş olacaktır.

Kültür Bakanlığı, Risalelerin sadeleştirilmesi suretiyle tahrif edilmesine mani olmak için bandrol vermeyi durdurmuş olabilir mi?

Risale-i Nur Külliyatı’na dahil eserlerin sadeleştirilmek suretiyle tahrif edilmesi, her kesimden büyük bir tepki topladı. Bu yönde en büyük ikaz ve tenkid, bildiğim kadarıyla, Yeni Asya Camiasından ve Yeni Asya gazetesinden geldi.  Bakanlık Risalelerin sadeleştirilmesi, hukukî anlamı ile “işlenmesi” karşısında, tahrifatı engellemek için bu yayınevinden eserin işlenmesine ilişkin olarak izinleri olup olmadığını sorarak,  bu eserlere bandrol vermeyi reddedebilir, bu güne kadar bastığı gibi, aynen basanlara bandrol vermeyi sürdürebilirdi. Ancak fiilî uygulama, Risaleleri basan bütün yayınevlerine bandrol vermeyi durdurmak yönünde tezahür ettiğinden, niyetin başka türlü olduğu anlaşılıyor.

Konunun çözümü için teklifiniz nedir?

Öncelikle Kültür Bakanlığı’nın, Risale-i Nur Külliyatı’nı bu güne kadar bastığı gibi aynen basan yayınevlerine bandrol vermeye devam ederek, elli beş yıllık fiilî ve hukukî durumu sürdürmesi gerekir. Bununla birlikte, Risalelerin sadeleştirilmesi, işlenmesi yönünde bir yetki, izin belgesi talep ederek Risalelerin sadeleştirilerek tahrif edilmesine engel olarak, Nur Talebelerinin ve Türkiye kamuoyunun beklentilerine cevap verebilir.

Bakanlığın yasaklayıcı tavrının sona ermesi ile birlikte, Risaleleri basan yayınevleri bir heyet teşekkül ettirerek, ellerindeki bütün eserleri, belge ve bilgileri ortaya koyarak müştereken neşredecekleri bir metin üzerinde uzlaşabilirler. Nur Talebelerinin de bu yönde güçlü bir arzuya sahip olduklarını biliyoruz.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*