Türkiye’de seçimler nasıl kazanılır?

Ülkemizde ilk serbest seçim 1950’de yapıldı.

Demokratlar 416, halkçılar ise 69 vekil çıkarttılar.

Ancak oy oranları bu kadar farklı değildi.

DP:%55, CHP:%39, MP:%4

Yani muhalefet ve iktidar arasında %10-12 gibi bir fark vardı.

İlginçtir,

Bu fark bir çok seçimde aynı kalmış.

İktidar ile muhalefet bloku arasında %10-15 gibi bir oy farkı hep devam edegelmiş.

Mesela 1965 seçimleri:AP:%52, CHP+MP:%35.

Fark %17…

Sonraları bu fark biraz daralmış.

Ama genelde %10-15 arası bir fark bir çok seçimde korunmuş.

İlginç bir örnek de 2015 Haziran ile 2015 Kasım seçimleri.

Şu anki iktidar %40 oy alarak Haziranda seçimi kaybetmişti.

Kasımda ise %49 alarak tekrar iktidar oldu.

Yani;

% 9 gibi bir oy farkı ile hükumet kuruldu.

İşte Türkiye’de seçim kazanmak istiyorsanız bu %10-15 civarındaki kesimi ikna etmek zorundasınız.

Bu gün de durum aynı.

Bakınız şu an için iki ittifak var:

Cumhur ve Millet ittifaklı.

Bir çok ankette oylar başa baş gözüküyor.

Sadece kararsızlar ve HDP dışarıda.

Şayet bu günkü şartlarda seçim kazanılacak ise bu iki gruptan en az % 10 gibi bir oy çekmeniz lazım.

Zira çekirdek seçmeni yerinden oynatmak zor.

Kemikleşmiş oy kitlesi her zaman geçerli bir kavram.

Bakınız şu andaki yönetime!..

Bu kadar krize rağmen %35-40 aralığında bir seçmen kitlesini arkasında tutmayı başarıyor.

Üstelik iktidar kendine yakın olan tabanını doyurmuş.

Yani tenceresi boş olan yok.

Hatta…

Bir çoğunun tenceresi de lebalep dolu, taşıyor bile.

Tenceresi boşalan ise arada kalan kesim.

Kararsız diye anılan %15-20’lik seçmen kitlesi yani.

Bu nedenle iktidar olmak için;

İttifak dışında kalan kararsız seçmeni etkilemelisiniz.

İşte bunu çok iyi bilen iktidar cephesi HDP’ye yaklaşmak zorunda kalıyor.

İtiraz etmeden okey demek durumunda kalan Milliyetçi ortağın desteği de arkasında.

Yani her şey “iktidar için.”

Gerisi hikaye.

Üstelik HDP ziyareti ile muhalefet cephesini de fitnelemeyi başardı iktidar.

Bir taşla üç beş kuş vurdu yani.

Muhalefet cephesi de sağ olsun, Reis beyin ağzına bakıp duruyor.

Ne derse peşinden koşuyor.

Hani şu anda…

Seçime çok az bir vakit kalmış iken muhalefet cephesine de bir şey demek istemiyoruz ama…

“Son çıkışlar hep iktidara yaramıyor mu?” demeden de geçemiyoruz.

Bu kadar politika bilmezlik de fazla.

Bakın şu geçen bir iki aya…

Halkın asıl gündemi olan geçim ve ekonomi hep geri planda kaldı.

HDP ziyareti, başörtüsü meselesi, uyuşturucu ithamları, yolsuzluk haberleri hep ön sıralarda yer aldı.

Bunlar elbette ki çok önemli, asla küçümsemiyoruz.

Fakat seçime kısa bir süre kala bu gündemler iktidarı değiştirmeye yetmez.

Hatta iktidara yarar…

Çünkü;

Asıl dert olan ekonomi ve hayat pahalılığını geri plana itiyor bu gündemler.

Bu noktada dememiz o ki:

Muhalefet iktidarın “algı operasyonlarına ve siyasi tuzaklarına” karşı uyanık olmalı.

Ekonomi, enflasyon, hayat pahalılığı, işsizlik, geçim derdi gibi konuları öne çıkarmalı.

Ve en önemlisi:

O, seçim kazandıracak %10-15’lik kesimi ikna edecek politikalar üretmeli.

Yoksa;

Bir beş sene daha havanda su dövmeye devam etmek zorunda kalırsınız.

Tabi ki dövecek suyunuz kalırsa…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*