Hastalık kalkanı: Şifalı Bulgur

Binlerce yıldan beri insanların beslenmesinde, ön sırada yer alan buğday çeşitli şekillerde tüketilmektedir.

Rezzak-ı Kerim (cc), kullarının sağlıklı şekilde beslenip, güçlenmeleri için in’am ettiği nimetlerinden, nasıl istifade edeceklerini de akıllarına ilham etmiştir. Bu ilhamlar neticesinde, buğdaydan faydalanacak insanların önemli buluşlarından birisi de bulgurdur. Buğdayın kaynatılarak, kurutulup çeşitli irilikte kırılmasıyla elde edilmektedir. Eskiden köy ve kasabalarda bulgurluk buğday, ayıklanıp temizlendikten sonra, büyük kazanlarda odun ateşiyle kaynatılan ve hedik dediğimiz pişen buğday, güneşli yerlerde yaygılara serilerek kurutulurdu. Evlerde el taşında veya elle hareket ettirilen bulgur makinalarında kırılır, çeşitli eleklerden geçirilerek, farklı yemeklerde kullanılmak üzere ayrılırdı. Zamanımızda bu işlemler son derece azalmış yerini mekanik tahıl değirmenleri veya büyük fabrikalarla otomatikleştirilmiştir.

Buğdaydan elde edilen bulgurun, insan sağlığı yönünden değeri, yeteri kadar bilinmediğinden ikinci sınıf işlem görmektedir. Bulgur yerine ikame edilen katkı maddeli, fabrikasyon beslenmelerle gıdalanıp, hastalanan insanlar, bulgurun hastalıklara kalkan olan şifalı tesirinden uzak yaşamaktadır. İyi şartlarda, güzel pişirilen bir bulgurun insan sağlığına ve güçlü bir bağışıklık sistemine vereceği destek kolay ve her aile bütçesini rahatlatacak ucuzluktadır. Patlama noktasındaki kanser çeşitleri, diyabet (şeker hastalığı), kalp-damar hastalıkları ve obezitenin başta gelen sebebi rafine gıdalar, kepek ve liften fakir beslenme ile bulgur gibi organik hazırlanmış gıdaların beslenmemizden uzaklaştırılmasıdır.

Kimyasal katkı maddeleriyle fıtrî yapısı tahrip edilmeyen ve GDO ile değişime uğratılmayan, güvenilir sağlam ellerde hazırlanmış bir bulgurun, sağlıklı bünyelerin yapısına koruma kalkanı, hastalık hallerinde şifayı hızlandıran bir antioksidan gıda olduğu, yapılan araştırmalarla değeri her geçen gün daha da anlaşılmaktadır. “Buğday tohumu yüksek lif (fiber) ihtiva eder. Bu sayede bağırsakların çalışmasını düzenler. Kolesterol dengeleyici etkisinin gösterildiği çok sayıda bilimsel çalışma vardır. Ayrıca E vitamini, B vitamini ve selenyum açısından zengindir. Antioksidan etki gösterir. Sinir dokusunu destekler. Az yağlı ve düşük kalorilidir. Pirinç için iyi bir alternatif oluşturur. Glisemik endeksi, pirince göre daha düşüktür. Kan şekerinde ani yükselmelere sebep olmaz, şeker hastası olanlar tarafından tüketilebilir. Kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucudur. Kalın bağırsak ve meme kanserine yakalanma riskini azalttığı gösterilmiştir. ABD’de yapılan bir çalışmada, düzenli olarak buğday kepeği ve bulgur ile beslenen kişilerde, bağırsaklarda gelişen ve kansere zemin oluşturan poliplerin küçülerek yok olduğu gösterildi. Bütün bunlar göz önünde bulundurulduğunda, Anadolu usûlü hazırlanmış bir bulgur pilavı, pirinç pilavına göre çok daha sağlıklı ve zengin bir öğündür.”1

Diğer buğday ürünlerinde olduğu gibi, kaliteli bir bulgur dengeli ve sağlıklı hayat tarzının esaslarından birisidir. Kolesterol ve trigliserit’leri azalttığı görüldüğünden kalp-damar sağlığı, sindirim sistemi hastalıkları özellikle mide- kalın bağırsak kanserlerinde koruyucu rol oynamaktadır. Bağırsak faaliyetlerini düzenler adeta bağırsaklarda süpürge vazifesini görür. Vücudun kilo alarak ağırlaşmasına engel olur. Bulgur tüketenlerde, tüketmeyenlere oranla Tip 2 diyabet hastalığına daha az rastlanmaktadır. “Bulgur, her yemekle düzenli lif almanın, her yemekle kansere karşı korunmanın, en lezzetli, en ucuz ve bizim damak tadımıza en uygun şekli. Üstelik hemen hemen her yemeğin yanına yakışıyor, bu çok önemli, çünkü bu lifleri yemeklerle birlikte, özellikle de et yemekleri ile aynı anda almak esas önemli olan.”2

Sofraların vazgeçilmezi denmeye lâyık olan bulgurun, daha birçok faydaları sayılabilir. Sizlere zengin bulgur pilavı çeşitlerinden üç tarifi kısaca tanıtacağız.

MERCİMEKLİ BULGUR PİLAVI:

Malzeme: 1 çay bardağı yeşil mercimek, 2 su bardağı bulgur, 1 yemek kaşığı tereyağı, ½ çay bardağı sızma zeytinyağı, 4 bardak et suyu, 2 adet orta boy soğan, tuz, karabiber.

Yapılışı: Mercimeği akşamdan ıslatın, ertesi sabah bol suda haşlayıp süzdükten sonra bulgura karıştırıp pişirilir. Pişmeye yakın soğan, yağ, tuz ve karabiber eklenir. Dinlendirildikten sonra sofraya konur.

MARDİN ŞEHRİYELİ BULGURU:

Malzeme: 1 su bardağı hafif kavrulmuş tel şehriye, 2 su bardağı bulgur, 4 su bardağı tuzu ilâve edilmiş sıcak su, 2 yemek kaşığı tereyağı, karabiber.

Yapılışı: Kavrulmuş şehriye bulgura karıştırılır, kaynamakta olan suya konarak, suyunu çekinceye kadar pişirilir. Suyu çekilince 2 yemek kaşığı tereyağı ilâve edilir. İsteğe bağlı olarak bir su bardağı haşlanmış nohut ve ufak doğranarak, haşlanıp hafif kavrulmuş et karıştırılabilir.

SEBZELİ BULGUR PİLAVI:

Malzeme: 2 su bardağı iri bulgur, 4 su bardağı sıcak su, 2 yemek kaşığı tereyağı, tuz, karabiber, 2 küçük patlıcan, 2 domates, 4-5 adet yeşilbiber.

Yapılışı: Sıcak suya konan bulgur, suyunu çekinceye kadar pişirilir. Tereyağı ilâve edilir. Ayrı bir tavada, orta sıcaklıktaki fırında, küçük küçük doğranan sebzeler zeytinyağında pişirilir. Piştikten sonra tenceredeki bulgur pilavı ile harmanlanır.

Sevgimizi katarak pişirdiğimiz şifalı bulgur aşını, sağlık ve afiyet nimetleriyle bizleri perverde eden Rezzak’ımızın (cc) ismi ile yemeğe oturabiliriz.

SAĞLICAKLA KALIN

Dipnotlar:
1) Dr. Ümit AKTAŞ, İlâçsız Yaşam, s. 81 Hayy kitap 2015.,
2) Dr. Elif GÜVELOĞLU, Kansere Karşı Savunmasız Değilsin! s. 135 Postiga Yayınları 2012

Benzer konuda makaleler:

image_pdfimage_print

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*