Boş tencere, hükumet ve muhalefet

Siyaset Üstadı Demirel’in bir sözü var:

“Boş tencerenin yıkamayacağı hükumet ve idare yoktur” diye.

Geçen yazımızda nazaralara sunmuştuk.

Bu öylesine söylenmiş felsefi bir söz değil.

Tarihi olaylarla ispatlanmış mühim bir gerçektir.

İşte birkaç delil:

14 Mayıs’ta Halkçı’ları iktidardan indiren boş tenceredir.

Yani;

40’li yıllarda yaşanan kıtlık ve yokluk olayıdır.

Bir süre ekmek bile karneye bağlanmış.

Ki, “Geldi İsmet, kesildi kısmet” sözü boşuna söylenmemiş.

Yetmişli yılların sonunda;

Karaoğlan efsanesini bitiren de yine kıtlık, yokluk, kuyruklar ve ekonomik krizdir.

Hatta…

Mevcut yönetimi de 2002’de iktidara taşıyan yine 2001 de yaşanan derin ekonomik krizidir.

Yani;

Boş tencere devirler yıkıp devirler açmış.

Benzer bir durum da şu an yaşanıyor.

Zira,

Milletin sofrasındaki ekmek azalmaya başladı.

Ekonomik kriz tencerenin içinde pişen nimetlere kadar uzandı.

Hayat pahalılığı, enflasyon, gelir dağılımda adaletsizlik, işsizlik, geçim sıkıntısı orta ve alt gelir grubunu iyiden iyiye ezmeye başladı.

Yani, tencere boşaldı ve boşalmaya devam ediyor.

İşte uzaktan gelen boş tencerenin sesi…

Ve bu ses de öyle veya böyle hükumeti yerle bir edecek.

Bunu pekala ki mevcut siyasi yönetim de çok iyi biliyor.

Bu nedenle;

Yapay gündem ve algı yönetimi ile boş tencerenin sesini kısmaya çalışıyor.

İktidarın en öncelikli hedefi bu:

Yani;

Ekonomik kriz ve onun derin etkileri hiç konuşulmasın.

Bu nedenle;

Sürekli başörtüsü gibi sosyal konuları kaşımaları…

Dil üzerinden yapılan garip çıkışlar…

TTB başkanın tutuklanması…

Gazeteciler üzerindeki baskılar…

TOGG gibi batı ülkesi üretimleri yerli ve milli diye yutturmaya çalışmalar…

Kalmayan ülke vizyonunu cilalayıp boyayıp tekrar tekrar gündemde tutmalar…

Ve diğerleri…

Hepsinin hedefi aynı:

Aman ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve geçim derdi konuşulmasın,

Sakın ha boş tencerenin sesi duyulmasın.

Hatta işi biraz daha ileri taşıdılar.

Altılı masaya saldırmaya başladılar.

Adalet bakanın şu sözü bunun açık işareti:

“DP liderinde azıcık onur olsa Menderes’i asanlarla aynı masada olmaz.”

Bakanın kastettiği Halkçılar olsa gerek.

Sayın Uysal buna gerekli cevabı vermiş ama eksik kalmış.

Şimdi O bakana sormazlar mı?

“27 Mayıs’ı yapan Türkeş. Onun partisi ise MHP. Siz niye 27 Mayıs gibi dehşetli bir darbeyi yapan parti ile bu gün kol kola girdiniz?” diye…

Laf, ancak laf anlayana söylenir, kime laf diyeceksin ki!..

Her neyse…

Evet Değerli dostlar!..

Bütün bunlar iktidarın çirkin ayak oyunları.

Muhalefet ise bu konuda uyanık olmalı.

Reis beyin suni gündem oluşturma oyunlarına gelmemeli.

İktidara cevap yetiştirme çabası hep iktidara çalışmak demektir.

Bu günkü en önemli mesele enflasyon, geçim derdi, işsizlik, yoksulluk konularıdır.

Muhalefet ise sürekli bu konuları gündemde tutmalı.

Yani boş tencerenin sesinin daha gür çıkmasını sağlamalı.

Çünkü bu şartlarda…

Şu siyasi seçmen yapısı içinde…

Hükumeti değiştirecek olan hak, hukuk, adalet ihlalleri ve yolsuzluk söylemleri değil…

“Boş tencere” eylemleridir…

Şayet muhalefet gerçekten iktidarı değiştirmek istiyorsa…

Merkeze “boş tencereyi” almak zorunda…

Benzer konuda makaleler:

2 Trackbacks / Pingbacks

  1. 6’lı masanın adayı Gültekin Uysal mı? | EuroNur · SaidNursi.de
  2. “Üç Y” ile mücadeledeki fiyasko | EuroNur · SaidNursi.de

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*