Din istismarına alan açmak

Bir kısım sol kesim, dinî değerlere hücum etmekle, dindarları, bu alanları kullanmaya hazır AKP’nin kucağına itmektedirler.

Bir kadın şarkıcının İHL’lere hücum etmesi sonrası tutuklanması sol cenahta fırtına estirdi, bu okullara ve oradan mezun olanlara o çevre tarafından yıkıcı tenkitler yöneltilmeye başlandı.

Bazı sol yazarların 30 Ağustos’ta camilerde M. Kemal’e dua edilmedi diye Diyanet’e hücum etmeleri talihsiz ve zararlı çıkışlar olmuştur.

Dini müesseseleri kapatarak halkın dinini öğrenme hürriyetlerini yok eden, İstiklâl mahkemelerinde din âlimlerini perişan eden bir kişiye ille de camilerde dua edilmesini istemek, bu olmadı diye onlara hücum etmek onların dua hürriyetlerine müdahale değil midir?

Sol kesim, bir yönüyle aile yapımıza darbe vuran İstanbul Sözleşmesi’ne hararetle sahip çıkıp, ona karşı çıkan muhafazakârları kadın düşmanı ilân etmeleri dindar camiayı üzmüştür.

Ne yazık ki sol adına yapılan bu çıkışlar, iktidarları sallanmakta olan siyasîlere bir can simidi gibi olmaktadır. Bu siyasîler, bu çıkışlara güya dindarlar adına hamasi nutuklarla karşı çıkarak, yaptıkları ülkeye ve dine zarar veren icraatlar sebebiyle kendilerinden soğuyan dindar camiaya “Sakın ha bize olan desteğinizi kesmeyin… Görüyorsunuz nasıl dine ve size saldırıyorlar… Biz gidersek onlar gelir, din elden gider, mahvolursunuz” diye dindar camiaya sinyal veriyorlar.

Gerçi soldan bazı sağduyu sahipleri bu çıkışları tasvip etmediğini açıklamaktadır. Ancak bu yeterli değildir. En azından solun sosyal demokrat kesimi bu tavırları gösterenleri uyarmaları lâzımdır.

Bir kısım sol kesim kabul etmese de, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada dinin önemli bir ağırlığı vardır. Bu bölgede yaşayan insanların çoğu, dinin icaplarını yerine getirmeseler de, onun değerlerine yapılan hücumları asla tasvip etmez.

Sol kesimin manevî değerlerle çelişen tutumu devam ettiği takdirde, ülkemizin demokrasiye geçmesi zorlaşır, müstebit siyasîlerin iktidarı devam eder, toplum olarak kriz, çatışma ve gerilim içinde yaşamaya devam etmiş oluruz.

Son söz: 21. asır demokrasi, adalet, medeniyet, hak ve hürriyetler asrıdır. Hür Batı ülkelerinde olduğu gibi, siyasî ve dinî görüşü ne olursa olsun bu değerlerin ortak paydasında buluşan, birleşen ve birbirlerinin inançlarına ve fikirlerine saygılı olan toplumlar, ülkelerinde demokrasiyi tesis edip ilim, sanayi ve teknolojide ilerleyip zenginleşirken, kimse kimseyi rahatsız etmediği huzur ve sükûn içinde yaşamaktadırlar.

Türkiye’deki sosyal demokratlar, ülkemizin böyle olmasını istiyorlarsa dindar camiayı rencide eden tutumlarından vazgeçip din ve dindarla demokrasi, hukuk ve hürriyetleri savunma noktasında buluşmalıdırlar. Böyle yapmaları hem kendilerinin, hem de ülkenin menfaatinedir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*