En kısa günlerden, en büyük kazanç nasıl sağlanabilir?

Dünya ticareti bakımından, kısa günler az kazanç getirir.
Acaba âhiret ticareti bakımından da ayni midir? Ayni değilse, nasıl?

Günler gittikçe kısaldı. Dünyanın güneş etrafındaki dönüş yörüngesinde iki inkılap noktası vardır: 22 Haziran ve 22 Aralık. Bu iki günde, gündüz ve gecenin uzunluk farkları azamîye ulaşır. Bunlara “Yaz inkılap noktası” ve “Kış inkılab noktası” adları verilir.

“-Niçin kısalır ki, şu günler? Hep bir kararda gitse ne olurdu?”
Havanın çabucak karardığını gören veya namaz vakitleri her gün, bir öncekinden farklı olduğu için, takvimdeki vakitleri her gün yeniden kontrol eden insanın aklından bunlar geçebiliyor.

Bir temenni değil; fakat bir sual olarak tekrarlasak:
“–Acaba, günlerin uzunluğu, artıp eksilmeden bir yılın her gününde aynı kalsa ne olurdu?”

Günlerin uzayıp kısalması, mevsimlerin değişmesiyle birlikte meydana gelir. Mevsimlerin değişmesinin ise, dünyanın kendi etrafındaki dönüş ekseninin 23 derece 27 dakikalık eğimiyle ilgili olduğu, coğrafya kitaplarında tafsilatıyla izah edilmektedir.

Demek ki, günlerin uzayıp kısalması olmasaydı, mevsimler de olmazdı. Zira iki hadise de, dünyanın kendi etrafındaki dönüş ekseninin 23 derece 27 dakika eğik oluşu sebebine bağlıdır.

Bu eğiklik olmasaydı meydana gelebilecek diğer bir hadise de, denizlerden çıkan buharın sadece kuzey ve güneye gitmesi ve bunun neticesinde de, her iki kutupta muazzam buz kıtalarının teşekkülü olabilecekti.

Dünyanın dönüş eksenine bu eğimi veren, bu eğimi muhafaza ettiren ve buna bağlı olarak da mevsimleri, günlerin uzayıp kısalmasını husule getiren Müsebbibü’l-esbâb (Bütün sebebleri meydana getiren) Allah’ın (c.c.) yüce kitabı Kur’an-ı Kerim’de, günlerin uzayıp kısalması hadisesi üzerinde de insanları düşünüp ibret almağa teşvik eden âyetler vardır.

“Şüphesiz ki, göklerin ve yerin yaratılışında ve gece ile gündüzün (büyüyüp küçülerek) ihtilâfında (ard arda gelmesinde, istikametli) akıl sahipleri için elbette deliller vardır.” (Âl-İmrân, 6)

“(O,) geceyi gündüze katar (böylece gündüz uzar), gündüzü de geceye katar (da gece uzar). Ve O, sinelerin içinde olanı hakkiyle bilendir.”  (Hadîd Sûresi, 6)

“Gece ile gündüzün ihtilâfında, (aydınlık ve karanlık, kısa ve uzun vaziyetlerle ard arda gelmesinde), Allah’ın gökten bir rızık (yağmur) indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesinde ve rüzgarları (değişik yönlerden) estirmesinde de akıl erdirecek bir topluluk için deliller vardır.”   (Câsiye Suresi, 5)

İlim ve fenlerin en önemli faydası, yukarıda mealleri verilmiş olanlar gibi Kur’an âyetlerinin işaret ettiği deliller olan malumat vermesidir, denilebilir.

Bir Hadis-i Şerifte: “Tefekkür gibi nafile ibadet yoktur” diğer bir Hadis-i Şerifte ise: “Yazık o kimseye ki, böyle âyetleri okur da, bunlarda tefekküre dalmaz” buyrulmuştur.

Gece ile gündüzün, büyüyüp küçülerek, arka arkaya değişip durmasındaki ve Allah’ın (c.c.)  göklerde ve yerde yarattığı bütün varlıklardaki büyük deliller, fenlerin verdiği malumat ibret nazarıyla tetkik edildiğinde daha iyi görülebilir. Bunlardan bazıları misal olarak verilse de, bu delil ve ibretler, verilen misallerin sayısıyla tahdid edilemez.

Günlerin kısalması ve havanın erken kararmasıyla güneşin ısı ve ışığından daha az istifade edebildiğimiz kış mevsimi her yıl tekrarlanır.

Günlerin kısalması, gecelerin uzaması demektir. Bu uzun maddî gecelerimizde manevî güneşlerden aydınlanabilirsek, vicdanımızı dinî ilimlerle ziyalandırır; aklımızı da fennî ilimlerle nurlandırarak, bu ikisinin imtizacıyla hakikatin tecellîsine ayna olabilirsek, kısalan günlerin ardındaki maddî karanlıklı uzun gecelerimiz ebedî ve nurlu gündüzleri semere verebilir.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*