Halkçılar ve Küreselciler ittifakına dikkat!..

Değerli Dostlar!..

Değerli ağabeyler ve kardeşler!..

Biliyoruz…

Bazen yazılarımız tartışmalara neden oluyor.

Bu normal.

Çünkü;

Tartışmalı bir saha olan siyasi ve içtimai konularda yazıyoruz.

Maksadımız ise:

Risale-i Nurdaki siyasi ve içtimai düsturlar doğrultusunda günlük içtimai ve idari konuları değerlendirmek.

Görebildiğimiz, sezdiğimiz konuları kardeşlerle paylaşmak.

İleride meydana gelebilecek bazı hatalı hususlarda da uyarı vazifesi yapmak.

Ki,

Camiamız bazı sıkıntılara girmesin.

Kamuoyu bizi gereksiz yere tenkit etmesin.

Mesela:

Bir ara bazı kardeşler KHK, mağdur vs diyerek öyle bir ifrat noktasına vardılar ki, neredeyse kendi hizmetlerini unuttular.

Biz de:

“Aman kardeşler!.. Mağdur mağdur diye sakın biz mağdur olmayalım” diye bir yazı yazdık.

Bu yazı bazı dostlarımızı üzdü.

Peki sonra?

En büyük mağdur biz olmadık mı?

Maalesef…

Tabanda ciddi sıkıntılar meydana geldi, fazla söze hacet yok.

Henüz tam da bunları aşıyoruz derken bu sefer de karşımıza Halkçılar meselesi çıktı.

Şu altılı masa meselesi yani.

Evet, şu an mevcut iktidarın baskı ve haksız uygulamalarına karşı bir altılı masa oluşumu var.

Camiamız da destek veriyor.

Niçin?

Demokratlar içinde olduğu için…

Yani bizler 6’lı masanın demokrat köşesinde duruyoruz.

Zaten bu geçici bir durum.

Kalıcı değil.

İşte bu nedenle…

“Bu demokrat köşeden daha öteye gitmeye gerek yok” diye yazdık çizdik

Fakat bazı kardeşler hızını alamadı.

6’lı masa içindeki Halkçılara fazla bir misyon yükledi.

Hatta bazıları, “CHP olmadan demokrasi olmaz” gibi en uç noktaya doğru yürümeye çalıştı.

Böylece;

Halkçılar köşesine fazla odaklandılar.

Biz ise yine haddimizi aşarak ikaz etmek durumunda kaldık:

Hem de sık sık…

“Aman ağabeyler ve kardeşler, biz Demokrat köşesinde duralım, fazla ileriye gitmeyelim” diye.

Çünkü Üstad bizi uyarıyor:

“Halkçıları bu millet ihtiyarı ile iktidara getirmez” sözleriyle ikaz ediyor.

İşte bu ikaz bizi hep ihtiyata sevk etmiştir.

Umarız kardeşlerimizi de hep ihtiyat ve dikkate sevk eder.

3 Aralık günü ise bu ihtiyatın ve dikkatin ne kadar önemli olduğu görüldü.

Nasıl mı?

Şöyle ki:

3 Aralıkta CHP ses getiren bir toplantı yaptı.

Bir vizyon belgesi açıkladı, kamuoyuna ciddi taahhütlerde bulundu.

Ne var bunda diyebilirsiniz?

Doğrudur, bir şey yok.

Bir parti elbette seçim öncesi ne yapmak istediğini topluma ilan edecek.

Amaaaa…

Gözden kaçan bir şey oldu orada, kamuoyu pek de tartışmadı.

Jeremy Rifkin denilen danışmandan bahsediyoruz.

Peki kimdir Jeremy Rifkin?

Söylendiği gibi bir ekonomist değil.

Peki kim?

İnsanlığı yok etmeye çalışan, sahte salgınlarla milleti perişan eden, “great reset” diyerek insan neslini köleleştirme hedefinde olan fitneci küreselcilerin fikir babası, akıl danışmanı ve ideologlarından en önde olanı.

Nette kısa bir araştırma yapın, siz de görürsünüz bu durumu

İşte bu adam Halkçılara baş danışman oldu.

Bu adam tek başına olsa yine önemli değil.

Ancak;

Bu kişinin arkasında trilyon dolarlara hükmeden bir küreselci güruh duruyor.

Bu küreselci güruh ise son derece tehlikeli.

Evet;

Bir yerde Jeremy Rifkin varsa dikkat ve ihtiyat lazım.

Peki CHP niçin böyle bir adamı danışman tayin etti?

Acaba Halkçılarla küreselciler perde gerisinde ittifak mı yaptılar?

Küreselciler AKP’ye yaptıramadıklarını CHP’ye mi yaptırmayı planlıyorlar?

İktidar cenahı bu ismi şimdiden kullanmaya başladı.

Yoksa AKP’ye yine gizli bir pas mı atıldı?

Bu soruların cevabı henüz net değil.

Ancak ne olursa olsun bizler dikkatli olmalıyız.

6’lı masadan dahi bir adım geride durmalıyız.

İşte hiçbir şey olamasa dahi şu “Jeremy Rifkin” ismi bile bizi Halkçılar hakkında ihtiyata sevk etmeli.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*