Hz. Üstad Bediüzzaman bizden ne istiyor?

Peygamberler ve onun yolundan gidenler vefatları sonrası arkalarında bıraktıkları en büyük miras, hiç kuşkusuz, ömür boyu ortaya koydukları davalarıdır. Mesela Peygamberimiz(asm) kendinden sonra Kuran ve Sünnet-i Seniyyesini miras olarak bırakmış ve ümmetinden bu iki büyük mirasa sıkı sıkıya sahip çıkmalarını istemiştir.

Peygamber yolundan giden ve 23 Mart 1960 yılında, bundan 62 yıl önce Hakkın rahmetine kavuşan Üstad Bediüzzaman Hazretleri de arkasında, Kuran ve Sünnetin en mühim bir tefsiri olan Risale-i Nurları miras bırakmıştır. Kendisini seven ve davasına gönül veren müntesiplerinden ise en çok istediği şey de budur. Yani Risale-i Nur davasına sahip çıkmak ve kıyamete kadar bu hizmetin devamını temin etmek.

26. Mektub 10. meselede geçen, “Talebeliğin hassası ve şartı şudur ki: Sözleri kendi malı ve telifi gibi hissedip sahip çıksın ve en mühim vazife-i hayatiyesini onun neşir ve hizmeti bilsin” ifadesi ile de bu istek ve arzusunu eserlerinde açıkça beyan etmiştir.

İşte Üstadımız Bediüzzaman Hazretlerinin bizden istediği budur: Risale-i Nur davasına sahip çıkmak, hayatının en öncelikli meselesi onun hizmetinde olmak, Nurları bir hayat düsturu yapmak, hem kendi ebedi hayatımız ve hem de diğer insanların ebedi hayatlarına iman noktasında hizmet etmek ve son nefesimize kadar ihlas ve sebat ve tesanüt içinde bu iman hizmetini yapmaya devam etmek.

Üstadımızın bizden istediği önemli bir husus da, İhlas Risalesinde geçen, “Bir sene bu risaleleri ve bu dersleri anlayarak ve kabul ederek okuyan, bu zamanın mühim, hakikatli bir âlimi olabilir” hakikati istikametinde, Risale-i Nurdaki iman hakikatlerini tefekkür ve dikkat ile okuyarak zamanın mühim bir alimi olmaktır. Risale-i Nurda çok yüksek bir iman ilmi var. Her bir Nur Talebesinin en mühim vazifesi bu yüksek iman ilmine vakıf olmaya çalışmaktır. Ki bu yolla kendine kazandığı iman ilmi ile diğer insanların da imanının kurtulması yolunda hizmet etmektir.

İşte Üstadımızın bizden istediği en mühim iki husus budur: Risale-i Nurlara sahip çıkmak ve Nurlardaki iman ilmini tahsil etmek ve imana ve Kuran’a muhtaç gönüllere bu hakikatleri ulaştırmak. Her bir Nur talebesi bu vazife ile yükümlüdür.

Bu vazifeyi fert olarak yaptığımız gibi Nurlardan feyiz alan gruplarımız da yerine getirmekte. Yeni Asya da onlardan biridir. Yayın hayatına başladığından bu yana Nurların geniş kitlelere duyurulmasında çok mühim vazifeler deruhte etmiştir. Risale-i Nurların daha geniş kitlelere duyurulmasında her vesileyi kullanmıştır.

Gerek Yeni Asya kuruluş yıl dönümleri, gerek Üstad Bediüzzaman’ın vefat yıl dönümleri, gerekse Zübeyir Ağabey ve Kutlular Ağabey gibi nur kahramanlarının vefat yıl dönümleri hep bu maksada matuf, yani Risale-i Nurun geniş kitlelere duyurulma maksadı taşımaktadır.

İşte bu yıl da 62. vefat yıl dönümü vesilesi ile Üstadımızı anma toplantıları düzenlenmekte ve her yıl farklı bir fikri cephesi geniş kitlelere duyurulmaktadır. Bu vesile ile Risale-i Nur hakikatlerine dikkat çekilerek Üstadımızın bize bıraktığı Risale-i Nur mirasına sahip çıktığımızın ilanatı yapılmaktadır. Mevlitler, seminerler, konferanslar, dijital ve yazılı medyadan yapılan yayınlarla Risale-i Nur davası toplumun tüm katmanlarına duyurulmaktadır.

Dar-ı bakaya intikalinin 62. yıl dönümünde, Allah Risale-i Nur gibi bu muazzam iman hizmeti içinde bulunmamıza vesile olan Üstadımızdan ebediyen razı olsun ve Ona sonsuz rahmetler etsin. Amin.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*