AB karşıtlarının Türkiye tiyatroları

Doğu veya Batı

altEvet – Hayır referandumunun yalnızca bir tiyatrodan ibaret olduğunu işin başında söylemiştik. 12 Eylül Anayasası’nın antidemokratik ruhunu muhafaza ederek yapılacak bir değişimin gülünç olacağını, AKP’nin bir 12 Eylül ürünü olduğu iddiamızı pekiştireceğini de söylemiştik. Bize göre, 12 Eylül ile son varılan Türk Demokrasisinin tekrar ayağa kalkmaması uğruna neoliberal ağırlıklı ANAP ve AKP de yalnızca bir tezgâhtan ibaretti. 12 Eylül İhtilâli´ni dışarıdan gerçekleştirenlerin mahiyetini anlayamayanların, Türkiye’nin içine düşerek bölündüğü Evet – Hayır kaosunu anlayamazlar.
Türkiye siyasetinin Avrupa kumandalı olduğunu, hangi Avrupa ile iş tuttuğunu global aktörlerin, amaçlarını da Mütemadiyen nazarda tutmak gerekiyor. 1909´dan itibaren bağımsızlığını Avrupa’ya kaptıran bu milletin, siyasî teşebbüs ve inkılaplarda günümüze kadar kimlerle ittifak ederek geldiğinin tarihî çizelgesini çıkarmadığımız zaman, bilmecburiye “Ankara Kriterleri” diye ucûbe bazı şeylerin olabileceğine inanmak zorunda kalacağız. Ankara Kriterlerinin; demokrasiden, insan haklarından, hakikî medeniyetten ve doğru İslamiyetten bir kaçış olduğunu artık herkes anlamış olmalı. Yani, şu referandumun Türkiye’de tasarlandığını ve Türkiye Meclisince düşünülerek hazırlandığını kabul etmek, peşinen dış cereyanların oltasına takılmayı kabul etmek manasına gelir ki, bu da millî iradenin düşmanlarımızca çalışmasından başka bir şey olmamalı.

DÜNYA REFERANDUMA NASIL BAKIYOR…

Batı´nın meşhur gazete ve medya gruplarının hemen hepsinin manşetlerini süsleyen referandumumuzun, neden her denli ehemmiyetle takip edildiği sorusuna farklı cevaplar verebiliriz:
Havuz Medyasının hipnozuyla yatıp kalkanlar, Haçlı Batı´ya baş kaldırmış bir kahramanın zaferini, düşmanları çok önemsediklerinden verdiler, diye yorumlayacaklardır. Bütün dünyaları menfaat ve ekonomi olanlar, globalleşme ile önem kazanan Türkiye’yi nazara vermeye çalışacaklardır. Kemalistlere ve Irkçılara sorsanız, Türk’ün emperyalistlere karşı duruşlarından dem vuracaklardır.
Fakat, bilhassa Avrupa gazetelerinin başlıklarına ve yorumcu yazarlarına baktığımızda, meselenin Avrupa Birliği’nde düğümlendiğini görüyoruz. Referandumu, Türk halkının Avrupa Birliği’nden tamamen vazgeçme kararı olarak değerlendiren yüzlerce başlık ve yorumu, bu kaygımıza elbette hak verir. Siyasî Partilerin lider kadrolarından yapılan açıklamalarda; Avrupa Birliği’ne tam üye olmuş Türkiye’ye artık hiçbir ödemenin yapılmaması ve Türkiye’nin bu süreçten atılması ifadeleri yer alıyor. Birinci Avrupa’nın aklı başında bazı politikacılarının dışındakilerin beyanatları, hakikaten kaygı verici.
Çok ince bir oyun… Sivil ve liberal yöntemlerle oynanıyor. Neoliberallerin 12 Eylül 1980´den bu yana Türkiye’nin başına sardıkları dessasça bir musibet. Margaret Thatcher, Ronald Reagan, Helmut Kohl, Turgut Özal ve AKP… Bütün oyunlar, Türkiye’yi Avrupa’dan, İslam Dünyası´nı da Hristiyanlık Âleminden uzaklaştırabilme etrafında dönüyor. Zira oyun kurucular, bir türlü, İslâm destekli Hıristiyanlığı ve Avrupa’yı aşamıyorlar: Amerikan Yüzyıl’ı, Yeni Dünya Düzeni, Batı Ortadoğu Projesi ve Kültürler Savaşı… Bütün bu gayretler, yüz milyonlarca dolarlar; neocon ve neoliberal ittifağının dünya hakimiyeti uğruna harcandı… Örtülü bir savaş veriyorlar… Bu savaşın kurbanları cehaletle felç edilmiş ülkelerden olunca, dünya kamuoyu yeterince feryad ü figanı işitemiyor. Fakat bir gerçeği tekrarlamak isteriz: Birinci Dünya Savaşı’nı gücün sarhoş ettiği İngiltere ve Rusya hazırladı. İngiltere’nin bir adacığa ve Rusya’nın da bolşeviklere mahkum olma sürecini başlatmış oldular. İkinci Dünya Savaşı’na ise komünistler ve sosyalistler sebep oldular. Onlar da, Avrupa’yı terk etmek zorunda kalarak, Avrupa Kilisesi’nin yeniden ayağa kalkması sürecini başlattılar. Görünen o ki; neoconların dolmuşuna binen Amerika ve Avrupa’lı siyasetçiler, Avrupa Birliği karşısında kesin kes mağlubiyeti tadacaklar. Angela ile Receb’in dansı, Boris’ in AB’ye Hitler Benzetmesi, Soros’un AB karşıtı projelere büyük yardımı ve nihayet Rotschild’in Körfez üzerinden finanse ettiği Arap Baharı; AB düşmanlarını zafere ulaştırmayacaktır.
Türkiye’nin Avrupa Birliği ile entegresi, dünyaya bir demokrasi, hukuk, insanlık ve medeniyet ölçüsü sunacağından, medeniyet ve insanlık karşıtı neocon ve neoliberal ittifağının ödü kopuyor. Türkiye üzerinden Avrupa Birliği’nin arkasında oluşacak güç, dünyada talan ve yağma ile geçinen köpekbalıklarıyla çekirge sürülerini elbette tedirgin edecektir.

AB’YE KARŞI KEMALİZM VE SİYASAL İSLAM İTTİFAĞI

Evvelâ şu hususun altını çizelim. 27 Mayıs’ta, 12 Mart’ta ve 12 Eylül’de Türk ordusu üzerinden demokrasiye müdahale eden kemalistlerin ilk hedefi, hep Avrupa Birliği üyeliğimiz oldu. AKP’nin de geçmişteki Erbakan ve Özal´lı politikalarında olduğu gibi, daha geniş zaman ve mekan içinde aynı masaya hizmet ettiğini nihayet şahit olduk. Yalnız ne AKP’nin ve ne de Kemalistlerin bağımsızca hareket ettiklerine inanmıyoruz. Kemalistlerin sosyal projelerde neoliberal´lerle, İhtilâl ve askerî projeler de neocon´larla çalıştıklarını daha önce de yazmıştık. AKP’nin de her iki cereyanla açık ittifaklarla ettiğine yüzlerce şahit ve delil bulabiliriz.
Avrupa Birliği’nden Kemalistler kadar siyasal islamcılar da korkuyorlar. Irkçılar, Avrupa içinde hiçbir varlık göstermeyeceklerini düşünüyorlar. İnsanlıktan, medeniyetten, demokrasiden ve temel hürriyetlerin inkişafından korkanların şu tiyatroda önemli roller aldığını bilenler, Türkiye üzerinden Avrupa Birliği’ne saldırı niteliğindeki tiyatroyu, dehşet içinde seyrediyorlar.
Not: Referandumun niteliği üzerinde konuşmak istemiyoruz. Zira demokrasiye hakaret olur. OHAL içinde, muhaliflerin karşı global kapitalistleri arkasına alarak ve halka açıktan rüşvet verdikten sonra YSK’yı da itibarsızlaştıranlar hakkında bir şey yazmak, hakikata saygısızlık olmaz mı.?

YAZDIR

Almanya İslam Konseyi Din Şurası Sözcüsü / Eğitimci - Yazar

BENZER KONUDA MAKALELER:

4 Comments

  1. Renkler karışsa da ayrışacagı bir pota var demek ki.Kuranın üçte biri haşirden boşuna bahsetmiyor demek ki .Kötüler sayıca çokta olsa netice Allah’ın iradesiyle oluyor neyse ki.Tarihte ki yaşananları bilmek daha bir ümit veriyor bizlere.Bizler acülüz, aslında hak her zaman üstün geliyor,bunu da mı unutturmaya çalışıyorlar yoksa bize?Allah fırsat vermesin.AMİN

  2. Muhteşem bir tasviri,kısa kısa fırça darbeleriyle bitirmek mümkün mü… Bizim gibi aktüel dünya olaylarını bilmeyenler,genellikle yaya kalıyorlar… Resim muhteşem.. Fakat çok az çizgi var üzerinde.. Yoksa yanılıyor muyum.. Başarılar diliyorum..

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*