Kıyamete giden yolda 8 büyük geçit noktası

Korona virüs olayı dünyayı sarsmaya devam ediyor. Aşılama ile bu musibet yeni bir boyut kazandı. Bu konuda bir çok görüş ortaya kondu. Muhafazakar kesimlerden de bir çok kişi değişik görüşler beyan ediyorlar. Bilhassa yakın geleceğe ait bazı bilgi ve görüşler oldukça dikkat çekiyor.

Ancak bu konuda bir çok bilgi kirliliği de meydana geldiği göz ardı edilemez. Çünkü bazı kesimler sadece zahiri olaylara bakarak bakarak bir görüş ortaya koyuyorlar. Bu da bazen yanlış anlama ve yönlendirmelere sebep oluyor.

Halbuki kıyamet konusunda en doğru ve istikametli bilgi Hadis-i Şeriflerde beyan edilmiş. Kıyamet alametleri konusu bir çok sahih hadis kitaplarında tafsilatlı bir şekilde ele alınmış ve doyurucu izahlar yapılmış. İşte biz de burada kıyamete giden yolda sekiz büyük olayı anlatan bir hadisi nazarlara sunuyoruz. Bu uzun hadis en sahih kaynak olan Sahih-i Muslim adlı eserde geçmektedir.

İŞTE KIYAMETTEN HABER VEREN O MÜHİM HADİS

Nevvas ibni sem’an (Allah Ondan razı olsun) şöyle demiştir: Bir sabah Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Deccalden bahsederek onu alçalttı, ne büyük bir bela olduğunu belirtti. Öyle ki, biz onu Medine civarındaki hurmalıklara gelip dayandığını zannettik. Bizler oraya gidince Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bizdeki telaşı anladı ve “Size ne oluyor” dedi. Biz de:

Deccal çok büyük bir fitnedir

“Ya Rasûlallah, sabahleyin Deccalden bahsettiniz, onu alçaltıp ne büyük bir fitne olduğundan bahsettiniz, biz de onun şu hurmalıklarımıza gelip dayandığını sandık, dedik. Bunun üzerine şöyle buyurdu: “Sizin için en çok korktuğum Deccalden başka şeylerdir. Şayet Deccal ben aranızdayken çıkarsa, ona karşı sizi müdafaa eder, onun delillerini çürütürüm. Eğer ben aranızdan ayrıldıktan sonra çıkarsa herkes kendini ona karşısavunmalı ve şerrinden korunmalıdır. Zaten Allah mü’minleri onun şerrinden koruyacaktır.

Deccalı nasıl tanıyabiliriz?

Deccal kıvırcık saçlı, onun gözü sönük (kör) bir gençtir. Ben onu sanki Cahiliyyede yaşamış Katan oğlu Abduluzzaya benzetiyorum. Sizden kim onu görürse Kehf suresinin başından birkaç ayet okusun, (bu ayetler sizi onun şerrinden koruyabilir). O Deccal Şam ile Irak arasından bir yerden çıkacak ve çok aşırı kötülüğünü sağa sola her yana yayacaktır. Ey Allah’ın kulları ona ve şerrine karşı kendinizi koruyup dirençli olun.”

Deccal yeryüzünde ne kadar kalacak?

“Ya Rasûlallah, Deccal yeryüzünde ne kadar kalacaktır,” dedik. “Kırk gün kalacak, bir günü bir yıl kadar, bir günü bir ay kadar, bir günü de bir hafta kadardır” diğer günleri de sizin bu günkü günleriniz gibi olacaktır.” “Ya Rasûlallah bir yıl kadar olan günde kılacağımız bir günlük namaz kafi gelecek mi?” dedik. “Hayır, siz ona göre namaz vakitlerini takdir ve hesap ediniz.”

Deccalın sürati

Biz, “Ya Rasulallah, onun yeryüzündeki sürati ne kadardır?” diye sorduk. “Rüzgarın sürüklediği bulutlar gibi insanların yanından geçer. Rabblarıolduğunu söyleyerek kendisine iman etmelerini ister. Onlar da iman ederler. Göğe yağmur yağdırmasını emreder. Yağmur yağar, yere emreder, bitikler biter, hayvanlar da otlaklardan daha besili ve sütlü olarak dönerler. Daha sonra başka insanların yanına gelecek, onları da kendisinin rab olduğunu inanmaya davet eder, fakat onlar bu daveti kabul etmeyip reddederler. Tevhid inancıüzere kalırlar. Deccal de yanlarından döner gider. Bu sefer o toplumdan yağmurlar kesilir, otlar kurur, hayvanlar da helak olurlar. Deccal harabe bir yere uğrar ve defineleri ortaya çıkar diye emredince bal arılarının beylerini takip ettikleri gibi defineler de deccalin arkasından giderler.

İman dolu bir genç Deccale karşı çıkar

Sonra Deccal güçlü kuvvetli bir genci Rab olduğuna imana davet eder. Kabul etmediğinden dolayı öfkelenerek kılıcıyla onu ikiye biçer. Bu parçalar ok menzili kadar uzak bir yana düşer. Sonra yine aynı genci çağırır, genç eski haline dönmüşgüleç bir yüzle tekrar O’na doğru gelir. Deccal böyle işler yaparken Allah Meryem oğlu İsa (a.s.)’ı gönderir. Mesih boyanmış iki elbise içinde ellerini iki meleğin kanatları üzerine koyarak Dımeşk’in doğusundaki Akminare’nin yanına iner. İsa parlayan yüzüyle başını yere eğince saçlarından terler damlar, başını kaldırınca da inci gibi nurani damlalar dökülür. Onun nefesini koklayan kafir derhal ölür. Onun nefesi baktığı yere anında ulaşır.

İsa(as) Deccalı öldürür

İsa (A.S.) Deccalin peşine düşer.Onu Kudüs yakınındaki Bab-ı Lüd’de yakalayıp öldürür. Daha sonra Hz. İsa (A.S.) Allah Teala’nın kendilerini deccalin şerrinden koruduğu birtakım insanların yanına gelir, onların yüzlerini okşayarak deccalin fitnesinin sona erdiğini söyler ve kendilerine cennetteki yüksek derecelerini haber verir. Bu sırada Allah Teala İsa (sallallahu aleyhi vesellem)’e vahyederek, “Ben sana itaat eden bir cemaat meydana getirdim, hiçbir zaman onları öldürmeye kimsenin gücü yetmez. Onları götür Tur dağında muhafaza et.”

Allah Yecüc ve Mecüc denen kavmi gönderir

Allah Ye’cüc ve Me’cüc’u gönderir, bunlar yüksek tepelerden süratle akıp inerler, bunların öncüleri Taberiye gölüne varıp gölün bütün suyunu içerler, sonraki gelenler oraya vardıklarında “Bir zamanlar burada çok su varmış” derler. İsa (a.s.) ile yanındaki mü’minleri Tur dağında kuşatırlar. Onlardan herbiri için bir öküz başı s,izin bugünkü paranızla yüz altından daha kıymetli olur. İsa (sallallahu aleyhi vesellem) ve yanındaki mü’minler bu beladan kendilerini kurtarması için Allah’a yalvarırlar. Allah da Ye’cüc ve Me’cüc’ün enselerine küçük kurtçuklar musallat eder. Hepsi bir anda ölüp giderler. Bundan sonra İsa (sallallahu aleyhi vesellem) ve mü’minler Tur dağından inerler. Ye’cüc ve Me’cücün kokmuş cesedlerinin olmadığı bir karış yer bulamazlar. İsa (sallallahu aleyhi vesellem) ve yanındaki mü’minler de bu beladan Allah’ın kendilerini kurtarması için yalvarırlar. Allah deve boyunları gibi iri kuşlar gönderir, bunlar o kokmuş cesedleri alarak Allah’ın dilediği yere götürüp atarlar.

Çok büyük bir yağmur yağar yeryüzünü temizler ve bereket artar

Sonra Allah öyle bir yağmur gönderir ki, uğramadığı bir ev ve çadır kalmaz, bu yağmur da yeryüzünü ayna gibi pırıl pırıl temizler. Daha sonra yeryüzüne meyvelerini bitir bereketini getir diye emredilir. O gün bir grup insan tek bir nar ile doyar ve kabuğu ile gölgelenir. Otlağa gönderilen hayvanların sütü de bereketlenir. Öyle ki bir devenin sütü kalabalık bir grubu, bir ineğin sütü bir kabileyi, bir koyunun sütü de bir cemaati doyurur. Onlar böyle yaşayıp giderken Allah tatlı bir rüzgar gönderir, bu rüzgar mü’minleri koltuk altlarından sarmalayıp ruhlarını alıp götürür. O zaman yeryüzünde insanların en şerlileri kalır. Onlar da eşekler gibi birbirleriyle herkesin gözü önünde cinsel ilişkide bulunurlar ve kıyamet de onlar üzerine kopuverir.

(Müslim, Fiten, 110)

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*