Merkez sağ, 6’lı veya (1+5)’li masa

Biz bu filmi daha önce de görmüştük.

2018 seçimleri öncesi…

Baş rollerde “Muharrem İnce ve Erdoğan” vardı.

CHP kazanamayacağını bile bile…

Sırf iç hesaplaşma yüzünden…

İlhan Kesici gibi bir adayın da önünü keserek İnce’yi sahaya sürmüştü.

İnce ise öyle bir dalmıştı ki sahaya, arkasındaki sanal destek kendini bile şaşırtmıştı.

Yeni bir Karaoğlan efsanesi doğuyordu sanki.

Başında kasket şapkası ile…

Erdoğan ise bu sanal desteği tepe tepe kullandı.

Çünkü;

CHP demek yokluk kıtlık demekti.

Hele ki Karaoğlan efsanesi kuyruklarla, yokluklarla, açlıklarla tescillenmişti milletin zihninde.

Hal böyle olunca…

Filmin sonu “Adam kazandı” ile bitti.

Sanki benzer bir film de şu an devreye sokulmakta.

3 Aralık’taki Halkçıların çıkışı bunu gösteriyor gibi.

Bu sefer de başrollerde Bay Kemal ile Reis olacak gibi gözüküyor.

Çünkü CHP lideri kendini iyice kaptırdı.

“Geliyor gelmekte olan” diye boşuna söylem geliştirmiyorlar.

Üstelik halkçıların bu fevri çıkışları 6’lı masayı da 1+5’li masaya dönüştürdü.

Baş rol CHP de yani…

Diğerleri ise sanki “Erol Taş” rollerinde.

Gördüğümüz kadarı ile siyaset CHP ve AKP arasına sıkıştırılmak isteniyor.

CHP, Ak Partinin alternatifi değildir.

Bunu siyaset aleminde herkes biliyor.

20 yıldır da olmamış zaten.

Yüzde 25’lere çakılmış bir siyasi zihniyet nasıl alternatif olur?

Onun için;

AKP’nin alternatifi merkez sağ siyasettir.

Dikkat ediniz!..

Bütün siyasi hesaplar merkez sağ dediğimiz Demokratların önünü kesmek için yapılıyor.

Bu noktada;

Çokların sormaya başladığı bir soruyu biz de sormak durumunda kalıyoruz:

Acaba;

“CHP önderliğindeki 6’lı masa da” merkez sağ siyasetin önünü kesmek için mi oluşturuldu?

Doğrusu, üzerinde düşünmeye değer bir soru bu.

Bu sorunun ise iki sebebi var:

Birisi CHP liderinin en önde ve tek karar verici gibi gözükmesi.

Diğeri ise, Erdoğan’ın CHP liderini muhatap alarak 6’lı masayı sürekli tenkit etmesi.

Yani tersten destek vermesi.

Bazıları diyor ya;

6’lı masaya karşı çıkmak demokrasiye karşı çıkmaktır…

Ya da 6’lı masayı en çok Erdoğan istemez diye…

Hep zıt görüşlerden yola çıkarak hüküm veriyorlar.

Halbuki bazen zıt kuvvetler, zıtlıkları nedeni ile birbirine destek veriler, birbirlerini beslerler.

Hem nereden biliyoruz ki, Erdoğan’ın 6’lı masayı aşırı tenkit ederek ayakta tutmak istemediğini?

Çünkü;

6’lı masa CHP önderliğinde olduğu müddetçe merkez sağ hep gölgede kalacaktır.

Bu da tabi ki mevcut iktidarın işine gelir.

Zira dünya alem biliyor ki mevcut siyasi yapının alternatifi CHP değil.

Merkez sağ dediğimiz Demokrat kitledir.

Ak Partinin de en büyük korkusu bu kitle zaten.

Siz Erdoğan’nın, “Soylu, Ağar, Çiller ve Toptan” gibi isimlere niçin tahammül ediyor sanıyorsunuz?

Hep Demokratları canlı canlı siyaset mezarlığına gömmek için.

Bu nedenle, sürekli Halkçıları öne çıkararak bu kitlenin önünü kesmeye çalışıyor.

Onun için;

Merkez sağda siyaset yapanlar bu durumu dikkate almalı.

Şu an için 6’lı masa bir ittifak değil.

Zaten CHP’nin fevri çıkışları ile de fiilen 1+5’li masaya da dönmüş durumda.

Belki CB adayı, anayasa gibi konularda birlikte hareket edilebilir.

Ancak;

Seçime farklı bir ittifak adı altında gitmeli diye düşünüyoruz.

Bu ittifak, Demokrasi, Demokratlar, Merkez sağ gibi bir ittifak olabilir.

Adı ne olursa olsun bu ittifakın, CHP’yi Erdoğan’la baş başa bırakıp gerçek bir hürriyetçi söylem, adalet, hak ve hukuk ve pratik ekonomik çözümlerle milletin karşısına çıkılırsa büyük bir başarı elde edeceğinden kuşkumuz yok.

Millet şu an çaresiz.

Demokratların eski günlerini mumla arar hale geldi.

Bu nedenle;

Şu an için acilen bir “Demokrasi veya Demokratlar ittifakına” ihtiyaç var.

Vakit henüz geç değil.

Bu ittifakta CHP olmamalı.

Yok illa Halkçılar olacak deniyorsa, Demokratlar ittifakı önde CHP ise bir adım arkada durmalı.

Üstelik fazla çığırtkanlık yapmadan, biraz da sessiz ve sedasız.

Çünkü şu son yirmi yılda;

CHP’nin çığırtkanlıkları ile hiç seçim kazanılmadı, bundan sonra da kazanılmaz.

Bu sözlerimiz belki “CHP güzellemesi yapma hevesinde olan” bazı dostlarımız üzecek.

Ama, ne yapalım vakıa böyle…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*