Okuma programının hatırlattıkları

Risale-i Nurları tanımanın ve okumanın önemini ve de ayrıcalığını, geçen hafta yaptığımız okuma programında, bir kez daha anlamış olduk. Bize kattığı maddî-manevî güzellikleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Sabah dersi, anaders, namaz tesbihatları, namaz dersleri, özel okuma ve Risale-i Nur’dan vecize ezberleme bölümleriyle, tamamen Risale-i Nur odaklı bir program geçirdik. Bunun yanında kahve saati, çay saati ve yemek saati de, hem uhuvvet hem de muhabbet düsturlarını hayata geçirmemizi sağladı.

Günahların her yönden saldırdığı bir zamanda, 20-30 kişiyi bulan katılım, Risale-i Nurlara, paralelinde iman hakikatlerine ekmek gibi, su gibi ihtiyaç olduğunu gösterdi. Çünkü zaman, ahir zaman ve imanı kurtarmak zamanıdır.

Bediüzzaman Hazretleri bu hakikati Gençlik Rehberi’nde ne güzel ifade etmiş;

“Hayatınızın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız, feraizle zinetlendiriniz.Ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”

Yine Üstadımızın Gençlik Rehberi’nde beyan ettiği şu hakikat, iman kurtarma dâvâsının ehemmiyetini vazıh bir şekilde ifade ediyor:

“Herbir tek adamın başına, öyle bir dâvâ açılmış ki, eğer İngiliz ve Alman kadar serveti ve kuvveti olsa ve aklı da varsa, yalnız o dâvâyı kazanmak için, bütününü sarf edecek. Elbette o dâvâyı kazanmadan evvel başka şeylere ehemmiyet veren, divanedir.”

Madem böyle kudsî bir dâvânın içerisinde isdihdam ediliyoruz, o halde her şeyin fevkinde ehemmiyet vermeye mükellefiz. Dünyevî anlamda önümüze çıkan muzır maniler, bizi bu hizmetten geri bırakmamalı. Bu cihette bakıldığında, okuma programlarına, müzakereli çalışma derslerine ve umumî derslere ihlâsla devam edebilirsek, bu dâvâ ve hizmetteki mükellefiyetimizi yerine getirmiş oluruz.

Bediüzzaman Hazretlerine mahkemede hücum ettikleri zaman, şöyle diyor:

“Güneş gibi hakikat-i imanîye ve Kur’ânîye, yerdeki muvakkat ışıkların cazibesine tabi ve alet olmadığı gibi, o hakikati cidden tanıyan, değil küre-i arzdaki hadisata, belki kâinata da alet edemez.”

Maniler karşısında, bizler de bu hakikatleri tekrar ile nefsimizi ve şeytanımızı susturmalıyız. Nefis sustuğunda ise, bu hizmetler, ahiret sevabını kazandırmakla  kalmaz, öyle bir zevk ve lezzet verir ki hiçbir şeye değişilmez. Bununla da kalmaz, Üstad Hazretlerinin, “Ya Erhamerrahimin, bizi muhafaza eyle! Bizi cin ve insi şeytanların şerlerinden kurtar! Kardeşlerimin kalplerini birbirine tam sadakat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur” duâsına mazhar oluruz, inşallah.

Not: Dâvâmızın naşir-i efkârı olan Yeni Asya gazetemizin 44. doğum gününü kutlar, aynı çizgide hizmetlerinin devamını dilerim.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*