TBMM’nin açılışı mı, çocuk bayramı mı?

Bu, benim küçüklüğümden beri dikkatimi çeker. Osmanlı’nın yıkılışından sonra ikâme edilen, yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi ilânatından önce, onun Meclisi yani Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) ihdas edilip açılmıştı. Hemen hemen hepsi mücâhid ve gazi olan o Meclisin azalarının, üyelerinin birçoğu da, sarıklı mücâhidlerdir.

23 Nisan 1920 tarihine tekabül eden o gün, daha sonra bayram olarak ilân edilmiştir. Fakat benim anlamadığım ve hiçbir alâka da kuramadığım şey, aynı zamanda (hep bize çocukluğumuzdan, taa ilkokul sıralarından beri övülerek anlatılan), “ Atatürk o günü çocuklara bayram olarak armağan etmiştir” sözüdür. Ne alâka yani? O meclis çocuklarla mı açılmıştır? Çocukların oradaki durumu ve konumu nedir? Tabii övülmeye devam edilir. “Dünyanın hiçbir yerinde olmayan, tek çocuk bayramı bizdedir”v. s gibi cümlelerle buna atıfta bulunulur.

Bizim çocukluğumuz ve gençliğimizde bu günün adı “Millî Hâkimiyet ve çocuk bayramı” idi. Ama daha sonra, her şeyin uydurukçası çıkıp sulandırıldığı gibi, bunun da adı değiştirilerek “ulusal egemenlik ve çocuk bayramı” olarak değiştirilmiş ve hâlâ da öyle söylenmeye devam edilmektedir.

“Dünyanın hiçbir yerinde çocuklara armağan edilmiş bayram olmayıp, bir tek bizde var ve kutlanmaktadır” sözü ile övünülen bu işi, herhalde dünyanın diğer devletleri akıl edememişler. Akılsızlar ne olacak, böyle büyük bir hadise nasıl unutulur? “Sanki dünyanın işi gücü yok da böyle çoluk çocuk işiyle mi uğraşacak?” diyen de çıkmamıştır bu güne kadar herhalde.

Zaten, o gün sahnelenen tiyatro misali, devlet erkânının makamlarını çocuklara devretme komedisini seyredince, “Ey Allah’ım! Güler mi sin, ağlar mısın?” diye kendimizi alamayız. Öyle saçmalıklar yapılır ki, o koltuk devretme hadisesinde. Herhalde dünya, bunları seyrettikçe çok gülüyordur. Belki bazıları da, bir tiyatro oyunu sergileniyor zannediyordur. Bir de tabii bunu, bütün dünya çocuklarını, bir sürü masraf yapılarak Türkiye’ye getirip, tiyatroyu genişletme hadisesi var ki, o da evlere şenlik bir şey.

Hele hele, ilây-ı kelimetullah ile yani, Allah’ın ismini bütün dünyaya yayıp anlatmakla vazifeli olan bizlerin, sanki farzmış, vacibmiş gibi, Türkçeyi öğretip, bunu allandırıp, pullandırmanın manâsını da anlamış değiliz. Bu, kaç kişinin imanının kurtulmasına sebeb oluyor acaba?

Elbette çocuklarımıza kıymet ve ehemmiyet vereceğiz. Ama her şeyin kameti, kıymetince olmalı bu. Çocuğa, çocukça muamele yaparak. Böyle ciddi işleri sulandırarak değil! Tabi bu işin tarihi gerçeğini de göz önünde bulundurarak, başta sarıklı mücâhidler olarak, gazi ve şehidlerimizi yâd ederek yapılacak bir bayram, bir şenlik daha iyi olur kanaatindeyiz.       

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*