İklim krizi ve küresel ısınma ne kadar gerçekçi?

Basının bildirdiğine göre Fransa hükumeti uçak seferlerini kısıtlama kararı almış. Trenle iki saat alan mesafelere uçak seferleri yapılmayacak. Aynı zamanda Hollanda hükumeti de çiftliklere sınırlama getiriyor. İnek sayıları azaltılmak isteniyor. Avrupa’da ise dizel motorlu araçlara da kısıtlama getiriliyor. Bill Gates efendi ise inekleri tümden öldürelim ve yapay ete geçelim diyor.

Peki tüm bunların sebebi ne?

Karbon salınımını azaltmak. Modern ismi ile iklim krizi ve küresel ısınma.

Bu mesele küreselcilerin kontrolünde olan basın tarafından o kadar abartılarak propaganda yapılıyor ki, insanlar nefes alıp vermekten korkar hale geldiler. Küresel ısınma ve karbon salınımı konusu o kadar büyütülüyor ki, sanki kısa bir zaman sonra büyük bir ısınma olacak ve kutuplardaki buzlar eriyerek kıyılardaki şehirler su altında kalıp, küçük bir kıyamet yaşayacağız.

Peki bu iddialar doğru mu?

Yani küresel ısınma ve ilklim krizi ve karbon salınımı ne kadar gerçekçi?

Evet küresel ısınma var. Bilim adamları yaptıkları ölçümlerde küresel ölçekte bir miktar ısınma tespit etmişler. Ancak bu sıcaklık derecesi o kadar küçük ki 1900’lü yıllardan günümüze kadar artış miktarı 1.25 derece olmuş. Yani yüz yıldan fazla bir zamanda 1 derece civarında artmış. Bunun da sera gazı etkisi ile olduğu söyleniyor.

Bu sıcaklık değerinin de bir kriz seviyesinde olmadığını bilim adamları ifade ediyorlar.

İşte burada  “There is no climate emergency” başlığı altında bir rapor hazırlanmış, kamuoyuna ilan etmişler. Bu raporda acil bir iklim krizi olmadığına dair görüşler mevcut.

Karbon salınımı ise çok büyük bir abartıdan ibaret. Hele ki karbon salınımı nedeni ile insanlara ve hayvanlara kısıtlama getirmek sadece küreselci fitne şebekesinin bir oyunu. İnsan ve hayvanların karbon salınımı küresel ölçekte o kadar küçük ki, hiçbir tedbir almaya gerek yok. Bakınız Avustralya’nın doğusundaki ada ülkesi Tonga’da 14 Ocak 2022 de büyük bir yanardağ patlaması meydana geldi ve atmosfere büyük miktarda karbon salınımı oldu. Bir iklim bilimci olan Berk Balbay bu yanardağ hakkında şöyle diyor:

Tonga yanardağı patladığında doğaya salınan karbon, 25 Milyar insanın 250 yılda çıkardığı karbon miktarından daha fazladır. Büyükbaş hayvanların çıkardığı gaz ile küresel ısınma veya iklim değişikliği olması mümkün değildir.”

Tonga gibi daha bir çok yanardağ daha var. Hele ABD’de Yellow Stone diye bir yanardağ var ki, eğer bu yanardağ patlama yaparsa küçük bir buzul çağı bile yaşanabileceği söyleniyor. Hatta iklim bilimciler yakın bir gelecekte küresel ısınma yerine küresel bir soğuma olabileceği yönünde uyarılar yapıyorlar.

Peki karbon salınımı çok mu zararlı?

Elbette ki hayır. Şu kainatın Yaratıcısı olan Cenab-ı Hak dünyada mükemmel bir ekolojik denge yaratmış. Bu ekolojik denge içinde her şey birbirine muhtaç. Hayvanlar ve insanların yaşayabilmesi için bitkilere ihtiyaç var. Bitkilerin ise karbona. Şayet bitkiler karbondioksit bulamazlar ise ölümle yüz yüze gelirler. Bu nedenle bitkiler glikoz üretebilmek için mutlaka ki karbondioksite ihtiyaç duyarlar. Diğer canlılar da bitkilere. Hal böyle olunca hayvanların ve insanların saldığı karbonu bitkiler kullanır. Ekolojik denge böyle kurulmuş.

Muhtemeldir ki yanardağların patlaması da böyle mükemmel bir dengeyi koruma için büyük bir Hikmet içinde vuku bulmakta. Belki de bitkilerin ihtiyacı olan karbon eksik kalmakta ve böylece yanardağlar yolu ile bu ihtiyaç karşılanmakta.

Bu da gösteriyor ki küreselci fesat şebekesinin abarttığı ve büyüttüğü kadar bir iklim ve küresel ısınma krizi mevcut değil. Çevre kirliliği ise ayrı bir konu. Dikkat ederseniz küreselciler daha ciddi bir problem olan “çevre kirlenmesi” üzerinde değil, çok daha uzak bir tehlike olan küresel ısınma üzerine çok gürültü çıkararak insanları yanıltmakla meşguller. Küreselcilerin amacı ise asla insanlığın faydası değil, kendi hasis ve fitneci emellerini gerçekleştirmek. Bu nedenle esaretleri altına aldıkları basın kurumları yolu ile meseleyi abartma yoluna gidiyorlar.

Halbuki bu kainat ve dünya başıboş değil, ona çok iyi bakan ve bir ismi Kuddüs olan Mükemmel bir sahibi var:

“Bu kâinat ve bu küre-i arz, daim işler bir büyük fabrika ve her vakit dolar boşalır bir han, bir misafirhanedir. Halbuki böyle işlek fabrikalar, hanlar ve misafirhaneler muzahrafatla, enkazlarla, süprüntülerle çok kirleniyorlar, bulaşık oluyorlar ve ufunetli maddeler her tarafında teraküm ediyorlar. Eğer pek çok dikkatle bakılmazsa ve tanzif edilmezse ve süpürülüp temizlenmezse, içinde durulmaz; insan onda boğulur.

Halbuki bu fabrika-i kâinat ve misafirhane-i arz o derece pâk, temiz ve naziftir ve o kadar kirsiz ve bulaşıksızdır ve ufunetsizdir ki, bir lüzumsuz şey ve bir menfaatsiz madde ve tesadüfî bir kir bulunmaz. Zâhirî bulunsa da, çabuk bir istihale makinesine atılır, temizlenir.

Demek bu fabrikaya bakan Zât, çok iyi bakıyor. Ve bu fabrikanın öyle tanzifçi bir Sahibi var ki, o koca fabrikayı ve o büyük sarayı küçük bir oda gibi süpürtür, temizler, tanzim ve tanzif eder. Ve o pek büyük fabrikanın büyüklüğü nisbetinde muzahrafatı ve enkazından kalma kirli maddeleri, süprüntüleri bulunmuyor. Belki büyüklüğü nisbetinde temizliğine ve nezafetine dikkat ediliyor.(Lemalar, s.556)”

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*