Neoconların Anadolu çıkarması

alt

Bedîüzzaman Hazretleri’nin “haricin müdahalesine zemin hazırlıyorlar” ifadesiyle kastettiği manaları, onun Emirdağ Lâhikası kitabından okuyanlar, son hadiseler karşısında paniğe kapılmadılar. Onun tariflerindeki haricî cereyanlar nelerdi…

PKK veya Kürtlük iddiasındaki silâhlı teşkilâtlar harici miydi, dahilî miydi? Avrupa Medyası İslâm’ın cayır cayır yanan yüzlerce şehrine göstermediği alâkayı neden Kobani’ye gösteriyordu? Fransız filozof Bernard Henri Levy’nin Kobani ile alâkalı Türkiye aleyhine söyledikleri ne manaya geliyordu? Yani bir Kobani için NATO’nun en önemli müttefiğini dışarıya atıyordu.

Avrupa medyasında, Kobani bahanesiyle başlatılan yürüyüş, yangın ve maktullerin resimleri verilirken, PKK’yı savunmalarının elbette sebepleri vardı. İkinci Avrupa’yı temsilen dünyayı kan ve ateşe veren Neocon’ların bir örgütü olan PKK’nın “dahil” olarak görülmesi mümkün değildi.

Neoconlar iç savaşta sıranın Türkiye’ye geldiğini düşünüyorlar. Zahirî şartlara bakılırsa Libya’dan, Yemen’den, Irak ve Suriye’den daha cazip bir manzara görünüyor. Birbiriyle kanlı bıçaklı görünen onlarca halk tabakası… Kemalistlerin mengenesinde bir ileri iki geri yapan “siyasal İslâm” bir iktidar… Ve Avrupa’nın 50 seneye yakındır “Kürt meselesine” yaptığı yatırım… Kendilerince kıvama geldiğini zannediyorlar.

Belki onlar da oyuna geldiler Müslümanların Arap baharında aldatıldıkları gibi. Die Welt, Spiegel, Frankfurter Rundschau ve Le Monde gibi kuvvetli medya grupları, neoconlar’ların BOP’ta kullanacakları “Kürdistanı” çantada keklik gösterdiler. 30 seneden beri bu musîbetlerde pişen bazı Kürt kökenli siyasetçilerin beyanatlarını nazara alsalardı, bu denli aldanmazlardı. Şunu da söyleyebiliriz: Dizgini hâlâ Kemalistlerin elinde olan devlete rağmen Erdoğan’ın Kürtleri kandırmasına mümasil, PKK ve yandaş örgütler de Avrupa’daki yoldaşlarını kandırdılar. Neocon kökenli Almanya Savunma Bakanı Von Der Leyen’nin Peşmerge ve PKK aşkını gözetleyenler, Barzanî’nin, Salih Müslim’in PKK’nın hakikaten dezenformasyonda başarılı olduklarını yazabiliyorlar.

İŞGALİN SESİ AVRUPA’DAN YÜKSELİYOR

Bu meselede de Avrupa’yı bütünlememek lâzım. İkinci Avrupa medyasının sürmanşetlerine tırmanan Neocon çıkarmasını doğru okuyamayanlar yine Avrupa’yı tümden karşılarına aldılar. Birinci Avrupa’ya mensup siyasetçilerin -Obama ve NATO Sekreteri gibi- Türkiye’yi kollayan ve bölgedeki ateşi söndürmek isteyen sair müttefiklerle doğru çalışmaya mani olanların başarılı olup olmayacaklarını önümüzdeki zamanlarda birlikte göreceğiz.

Angela Merkel’in sağ kanadı Von Der Leyen, Erbil üzerinden terör örgütüne silâh sevk etmesi, partinin grup başkanvekilinin Steinmeyer’e rağmen PKK’yı savunması, deccaliyet Avrupa’sının Anadolu’yu işgaldeki iştahını gösteriyor, olabilir. Sabık başkan bey Mitterrand ve eşinin “Kürt ve Ermeni” aşkını kısmen yaşayan Fransa başkanı Hollande’nin “tampon” şarkıları, İkinci Avrupa’nın niyetini açığa çıkarıyor. Ruanda’da şu geçen çeyrek asır içinde 1 milyon insanı katleden veya ettiren Fransa’nın şu işgalde hangi Avrupa’ya tabi olacağı meçhul olduğundan, Marksist kökenli siyasetçileri Anadolu kıyamında ümitlendirerek, onların canavar ve hunhar mahiyetlerini de medya sayfasında teşhir etti. Bir yönüyle güzel oldu.

MARKSİST AVRUPA’NIN EMRİNDEKİ IŞİD İLE PKK’NIN HESAPLARI

John Kerry’nin ÖSO sorusuna verdiği cevaba bütün dünya şaştı: Bölgede ÖSO diye bir şey yok. Haricîyemizin kendisine ihanet eden dostlarıyla birlikte defalarca EKESİN gibi İstanbul otellerinde misafir ettiği, uğruna nice konferanslar düzenlediği ve bilhassa Paris’in tam destek verdiği ÖSO’nun buharlaştığını, kamuoyuna ilk duyuran Amerika oldu. Haberin diğer doğrusu, ÖSO’nun IŞİD’e dönüşmesi şeklinde olmalıydı. Marjinal bir iki örgütten başka Suriye topraklarında Esad’la çarpışan asker kalmamıştı. Bingazi ve Trablusgarp’ı yağmada kullanılan silâhlar ve askerler, Yemen’de Salih’i iktidardan uzaklaştıran kadrolar silâhlarıyla birlikte IŞİD’in saflarına katılmışlardır. Arap Baharı’nın mahiyeti ortaya çıktıkça, 11 Eylülcü Neocon’lar daha dessas, kirli ve vahşi usûllere başvuruyordu. IŞİD’in kara kalpli, kara giysili, kara bayrakları altında; Halep’ten Musul’a, Bağdat ve Arar’a kadar bir çırpıda organize olan bu vahşîleri, İkinci Avrupa’dan başkası örgütlememişti. Avrupa’dan IŞİD’e katılanların özel profilleri yayınlandı. Çoğunun İslâm’dan haberleri yokmuş. Geçirdikleri kısa eğitimlerden bazı sloganlar ezberlemişler, o kadar…

IŞİD’in karşısına konularak bir çırpıda meşrûlaştırılmak istenen ve yaklaşık 50 bin insanımızın ölümüne sebep olan Marksist örgütün farklı özelliği ırkçılığa dayandırılması değil mi? Türkiye bu filmi, AKP’nin kuruluş zemini olan 28 Şubat’ta, Güneydoğu’da Hizbullah-PKK çatışması olarak bir kez yaşadı. O günün kanları kurumadan ve masum bedenleri çürümeden yeni senaryoları icra etmek, neoconlar için kolay görünmüyor…

Burada bir noktaya daha dikkat etmemiz gerekiyor. İsrail Savunma Bakanı ÖSO Ordusunu desteklediklerini itiraf etti. Ve bu güne kadar IŞİD İsrail’e en küçük bir zarar vermediğine göre… Bütün kurbanlarını da Müslümanlardan seçtiğinden, Türkiye’ye taşınmak istenen savaşın kime ait olacağını tartışmak artık mantıksız kalıyor, gibi.

CEBEL-İ CUDİ OLARAK ANADOLU

Bedîüzzaman bir mektubunda: “Risale-i Nur, Anadolu’dan…  Afat-ı semavîye ve arzîyenin def ve refine vesiledir.” diyor. Bu hususa bir çok mektubunda değinen Said-i Nursî Hazretleri, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşına girmemesi için duâ ediyor ve girilmesine rağmen Anadolu’nun o dehşetli yangınından kurtulmasını Kur’ân hizmetleriyle irtibatlandırıyor. Kastamonu’da Isparta’daki talebelerine yazdığı bir mektubunda ise; “Evet, Risale-i Nur, sefine-i Nuh gibi Anadolu’yu Cebel-i Cûdî hükmüne getirip, küre-i arzın yangınından ve tokatından kurtulmasına bir sebeptir. Çünkü, zaaf-ı imandan gelen tuğyan, ekseri musîbet-i âmmeyi celb ettiği gibi, imanı fevkalâde kuvvetlendiren Risale-i Nur, o musîbet-i âmmeyi dairesinin haricine bırakmaya rahmet-i İlâhiye tarafından vesile oldu…” diyerek, Anadolu ve Türkiye’mizin misyonundan haber veriyor, Üstad…

Deccaliyet Avrupa’sının, Hz. İsa’nın (as) dinini, insanî değerleri hasis menfaati için köşeye iten İkinci Avrupa’nın Anadolu defansından haberi yok. Şam-ı Şerif önlerinde uğradığı o dehşetli mağlûbiyetin acısını IŞİD, PKK veya “Siyasal İslâm” üzerinden Türkiye’den çıkarmak istiyor. Şeytandan aptallaşmak buna derler. Kemalizm’in gemi azıya aldığı zamanlarda, Anadolu Müslümanlarını “ilke ve inkılâplarla” inim inim inlettikleri devirlerde yapamadıklarını bugün mü yapacaklar. Neoconlar’ın “Anadolu Yangını” arzuları elbette kursaklarında kalacaktır. Buradaki endişemiz Risâle-i Nur’u okuyup Bedîüzzaman’a “evet!” dedikleri halde “Siyasal İslâmcılarımızın” trenlerine binen bazı kardeşlerimizin zihinleri karıştırmalarıdır. Zamanı doğru okuyamadıklarından münafık Kemalizmle Marksist Neoconlar ittifaklarına karşı ehl-i imanı zaafa uğratıyorlar.

Benzer konuda makaleler:

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*