Hz. Adem’i kandırmak için şeytan cennete nasıl girdi?

İblis adı ile anılan şeytan, Hz. Adem’e secde emrine muhalefet edip Allah’a isyan etikten sonra cennetten kovuldu. Bu kovulma ebedi olarak gerçekleştiği için elbette şeytanın geri cennete girmesi mümkün değildi. Peki bu durumda nasıl Hz. Adem ve Havva’yı kandırmış olabilirdi? Cennete girmesi mümkün olmadığına göre nasıl bir yol ile cennetin içinde huzurlu bir hayat süren Hz. Adem ve eşini aldatıp ayaklarını kaydıracaktı?

İşte bu sual İslam uleması ve hatta diğer dinlerde de ciddi bir müzakere konusu olmuş. Ayet ve hadislere isnat edilerek çeşitli izah ve yorumlar yapılmış. Hatta işin içine bir miktar da yalan yanlış bilgiler karışmış. Ancak ulema iki mühim görüşte karar kılmışlar.

Bu hususta Elmalılı Tefsirinde geniş izahlar vardır. Bir bölümünü sunuyoruz:

A’raf suresi 10-25. ayet Elmalılı tefsirinden bir bölüm:

“Bu iskân ve tebliğ üzerine şeytan, kendilerinden örtülüp gizlenen yerlerini meydana çıkarmak: cinsel organlarının bulunduğu yerleri açmak için ikisine de bir vesvese (kuruntu, şüphe) verdi.”

VESVESE lugatte hışırtı, fışırtı, fısıltı gibi gizli ses demektir. Bu münasebetle gönülde birbiri arkasından gelip tekrar eden gizli söze vesvese ve bir nefse böyle söz bırakmaya da vesvese vermek denilir.

Şeytan, Âdem’e ve Havva’ya böyle bir vesvese verdi ve dedi ki: Rabbiniz sizi bu ağaçtan başka bir sebeple değil ancak iki melek olacağınızdan veya ebedî kalacağınızdan dolayı men etti. Yani bundan yerseniz, ya yemek içmek ihtiyacından melekler gibi müstağnî olursunuz (ihtiyaç duymazsınız), yahut ölüm yüzü görmez, ebedî kalırsınız, diye bir taraftan onları Âdem’e secde ile emredilmiş olan meleklere imrendirmek, bir taraftan da maddî sebebin, ilâhî takdiri değiştirebileceği şüphesiyle ne olursa olsun bir sonsuzluk ve devamlılık sevdasına düşürmek istedi. Burada meşhur bir suâl vardır: Şeytan cennetten kovulup çıkarılmış olduğu halde cennetteki Âdem ve Havva’ya nasıl vesvese verebilmiştir?. Buna karşı, bir yılan aracılığıyla girdi diye bir kıssa nakli şöhret bulmuş ise de, bunu büyük tefsirciler uygun görmemişler ve başlıca üç şekilde cevap vermişlerdir:

1- Hasan Basrî hazretleri demiştir ki: Yüce Allah’ın vermiş olduğu bir kuvvet ile, yerden göğe veya cennete vesvese ulaştırabilmiştir. Bu mânâya göre “hayye” (yılan) tabirinin, insan için yılan gibi zehirli bir hayatî kuvvetten kinâye olması söylenebilir.

2- Ebû Müslim İsfehânî: Bu cennetin, yeryüzü cennetlerinden biri olduğu görüşünde olduğu için, Âdem ve İblis ikisi de cennette idi demiş. Ancak bunun suâle uygun olmadığı açıktır.

3- Diğer bir takım tefsirciler de demişlerdir ki: “Âdem ve Havva, bazan cennetin kapısına yakın gelirler, İblis de dışarıdan gözetir, yaklaşırdı; vesvese bu şekilde meydana geldi.” Âyetlerin delaletine bakarak, İblis’in kovulması ve çıkarılmasının, dört yönden vesvese vermesi imkânını yok eder bir şekilde olmadığı anlaşılıyor. Bunun için vesveseye imkân bulup o maksatla öyle yaptı.”

Burada geçen “yılan aracılığı ile girdi” bilgisi ise Tefsir-i Kebirden nakille şöyle izah ediliyor:

“Şeytanın Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı kandırmak için cennete girip girmediği hususunda görüş ayrılıkları vardır.

Fahreddin-i Razi, tefsirinde; tefsircilerin farklı görüşlerini şöyle sıralar:

Birinci görüş kıssacıların görüşüdür:

“Vehb b. Münebbih el-Yemani ve Süddi’den, onlarında İbn Abbas (ra) ve onun dışında başkalarından kıssacıların rivayet ettiği şu haberdir. İblis cennete girmek istediği zaman cennetin bekçileri ona mani oldular. Derken yılana geldi. O, dört ayağı olan bir hayvan idi, bir Horasan devesine benzerdi. O adeta hayvanların en güzeli idi. Şeytan bütün diğer hayvanlara başvurdu, fakat kimse onu kabul etmedi, ama yılan onu kabul etti ve yuttu. Cennet bekçilerine göstermeden onu cennete soktu. Yılan cennete girince, iblis onun ağzından çıkıp vesveseye başladı. İşte böylece yılan lanetlendi, ayakları yok oldu ve karnının üstünde sürünmeye başladı. Onun rızkı toprakta kılındı ve bundan dolayı da insanoğluna düşman oldu.”

Diğer görüş ise:

İblis, cennetten çıkartıldıktan sonra Âdem’in (as) yanına cennete girebilmiş değildir. O şeytanlığı ile bu konuda kendisine verilen imkân ile yüce Allah’ın kendisine verdiği vesvese gücü ile bunu yapmıştır. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) de şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz şeytan kanın akması gibi insanın içinde akar.” (Kurtubi Tefsiri, Camiu li-Ahkamil Kuran)

Usulcü bazı âlimler:

“Hz. Âdem ve Havva belki de cennetin kapısına kadar gelmişler, iblis de kapıya dıştan yaklaşmış ve onlara vesvesesini vermiştir.” demiştir.

İlk görüşe (yani şeytanın yılanın ağzında cennete girmesi meselesi) tefsir kitaplarında yer verilse de âlimlerin çok üzerilerinde durdukları bir mesele değildir. Fahreddini Razi ve Hasan Basri gibi zatlar ise şeytanın cennetin kapısının dışından vesvese vererek Hz. Âdem ve Hz. Havva’yı kandırdığı görüşünü benimsemişlerdir. (http://www.sorusorcevapbul.com/soru-cevap/muhtelif/seytan-hz-adem-ve-hz-havvayi-kandirmak-icin-cennete-girdi-mi)

Bu noktada şeytanın cennete nasıl girdiği hususunda iki temel görüş ortaya çıkıyor:

Birincisi: Şeytan yılını kandırdı,onun içine girdi,bu yolla cennete girip Hz. Adem ve Havva’ya yılanın ağzından vesvese verdi ve onları kandırdı.

İkincisi: Şeytan cennetin dışından, bilmediğimiz bir yol ile Hz. Adem ve Havva’ya vesvese vererek onları aldattı. Bu ikinci görüşü tercih edenlerin istinat noktaları ise yine A’raf suresi 44-50. ayetlerinde geçen bilgilerdir. Zira Kur’an, cennet ve cehennem halkının birbirleri ile konuşmasını mezkur ayetlerde bize bildiriyor. Deme ki, cennet ve dışındakiler ile bir türlü iletişim var. Tam mahiyeti bizlere meçhul olsa da her iki tabaka arasında konuşmalar mümkün. Bu noktada şeytan da cennet dışından Hz. Adem ile konuşmuş, ona vesvese vermiş olabilir.

Bu noktaya kadar naklettiğimiz her görüş sahih kaynaklara dayanmaktadır. Ve bu nedenle her görüş de doğru olabilir. Şimdi bu meseleyi Risale-i Nur bilgileri ışığında ve günümüz fen bilimlerindeki son verilere göre tekrar bir izaha tabi tutacak olursak her iki görüşün de ne kadar doğru ve birbirini tamamlayıcı bir unsur olduğunu açıkça görebiliriz.

Meselenin izah ve yorumuna geçmeden önce Nurlardan, 14. Lema’dan İkinci Esası takdim ediyoruz:

“İKİNCİ ESAS: Teşbih ve temsiller, havastan avâma geçtikçe, yani, ilmin elinden cehlin eline düştükçe, mürur-u zamanla hakikat telâkki edilir. Meselâ, küçüklüğümde kamer tutuldu. Ben valideme dedim:

“Neden ay böyle oldu?”
Dedi: “Yılan yutmuş.”
Dedim: “Daha görünüyor.”
Dedi: “Yukarıda yılanlar cam gibi olup içlerinde bulunan şeyi gösterirler.”

Bu çocukluk hatırasını çok zaman tahattur ediyordum. Ve derdim ki: “Bu kadar hakikatsiz bir hurafe, validem gibi ciddî zatların lisanında nasıl geziyor?” diye düşünürdüm. Tâ, felekiyat fennini mütalâa ettiğim vakit gördüm ki, validem gibi öyle diyenler bir teşbihi hakikat telâkki etmişler. Çünkü, derecât-ı şemsiyenin medârı olan “mıntıkatü’l-burûc” tabir ettikleri daire-i azîme, menâzil-i kameriyenin medârı bulunan mâil-i kamer dairesi birbiri üstüne geçmekle, o iki daire, herbiri iki kavis şeklini vermiş. O iki kavise felekiyun uleması, lâtif bir teşbihle, büyük iki yılan namı olan “tinnîneyn” namını vermişler. İşte, o iki dairenin tekatu’ noktasına, “baş” mânâsına “re’s,” diğerine “kuyruk” mânâsına “zeneb” demişler. Kamer re’se ve şems zenebe geldiği vakit, felekiyun ıstılahınca “haylûlet-i arz” vuku bulur. Yani, küre-i arz, tam ikisinin ortasına düşer. O vakit kamer hasf olur. Sabık teşbihle, “Kamer tinnînin ağzına girdi” denilir. İşte bu ulvî ve ilmî teşbih, avâmın lisanına girdikçe, mürur-u zamanla, kameri yutacak koca bir yılan şeklini almış.

Sevr ve Hût namıyla iki büyük melek, bir teşbih-i lâtif-i kudsî ile ve mânidar bir işaretle, Sevr ve Hût namıyla tesmiye edilmişler. Kudsî, ulvî lisan-ı Nübüvvetten umumun lisanına girdikçe, o teşbih hakikate inkılâp etmiş, adeta gayet büyük bir öküz ve dehşetli bir balık suretini almışlar. (http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Lemalar&Page=94)”

Bu tabire göre yılan bir temsil ve teşbihi ifade ediyor. Bir önceki ifadede yılanın “Horasan devesine” benzetilmesi bu hayvanın sembolik bir dili, misali bir hali ifade ettiği daha net gözükür. Şeytanın yılanın içine girmesi ve yılanın ağzını açarak vesvese vermesi mühim bir ilmi hakikate işaret ediyor. Hatta A’raf suresi 20. ayette geçen “Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti.” ifadesindeki “şu ağaç” tabiri şeytanın o ağaç yanında ve yakınında olduğunu göstermesi bu ilmi gerçeği daha da kuvvetli bir ihtimal olarak zihinlere ilham ediyor.

Şimdi gelelim o ilmi gerçeğe:

Cennetteki ağaç yaratılış ağacı ise ve bu ağacın Big Bang sürecinden sonra mühim bir dalı cennete uzanmış ise, bu yaratılış ağacının içinde şeytan da, şeytanın hayatı da vardır. İşte şeytan bu ağacın içinde tünelleme yolu ile cennetin sınırına varmış. Kendi tüneli içinden, tünelin ağzına gelerek bir suret ve şekillenme yolu ile o ağacın bir kesim ve noktasından Hz. Adem ve Havva ile iletişim kurmuştur. Ve bu sayede onlara vesvese vererek onları aldatmıştır. Her mahlukun ve her insanın kendine ait bir tünel süreci olduğunu bu gün modern fen bilimleri bize ifade ediyor. Hatta Risale-i Nurun muhtelif yerlerinde bu tüneller izah edilmiştir. İşte şeytanın da yaratılış ağacı içinde kendine ait bir tüneli vardır. Belki de her insana uzanan binlerce tüneli vardır. Bu yolla günümüzde her insana vesvese üflemektedir. Vesvese üflemek bir boru aracılığı ile olur. Boru tabiri ise modern bilimde tünel sürecidir. Şimdi rivayetlerdeki yılan tabirine geri dönersek: Yılan tam da bir tüneli gösteren teşbihli bir ifadededir. Şekli bir tüneli andırmaktadır. Yılanın ağzının açılması ise tünelin ağzının açılması ile tam bir benzerlik göstermektedir. Şeytanın yaratılış ağacının içinden kendi tüneline girmesi ve bu tünelin açılması ve bu yolla tünel ağzına kadar gelerek Hz. Adem ve Havva ile konuşma fırsatı yakalaması ve onara vesvese vermesi de bu yolla olmuştur. İşte bu izah ile tefsirlerdeki iki farklı görüş, makul ve mantıklı bir şekilde birleşmiş olur. Demek ki, şeytanı yılanın içine girdirenler mühim bir ilmi gerçeği görmüşler, ancak misal ve teşbih yolu ile anlatabilmişler. Risale-i Nurda ise bu teşbihli ifadelerin nasıl yorumlanacağı ifade edildiği için bizler de günümüz fen bilimlerine göre meseleyi izah edebilmekteyiz.

Bu tünel süreci hakikaten çok mühim bir meseledir. Bu konuda araştırmalarımız sürmekle birlikte şunu ifade edebiliriz ki:Hz. Adem’in yasak meyveyi yemesi neticesinde dünya ile cennet arasında bir tünel girdabı açılmıştır. Hz. Adem ve eşi bu tünel süreci içinden dünyaya intikal etmiştir. Belki de bu tünelden ayağı kayarak inmiştir. Bu tünel ise dünya ve cennet arasında açık tutulmaktadır ki iyi ameller cennete yükselsin ve orada ebedi bir şekilde hayat bulsun. Bu konular elbette ki, üzerinde durulması ve kafa yorulması gereken konulardır.

Bu hususta bir fikir ziyafeti olarak Araf Suresi 10-25 ayet meallerini zihinleri tam olarak doyuracaktır:

10- Doğrusu Biz sizi yeryüzünde, yerleştirdik, orada size geçimlikler verdik; ne kadar da az şükrediyorsunuz!

11- Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.

12- (Allah) buyurdu: “Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblis): “Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın.”

13- (Allah) buyurdu: “Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın.”

14- (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver.”

15- (Allah) buyurdu: “Haydi sen süre verilmişlerdensin.”

16- “Öyleyse, dedi, beni az dırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım.”

17- “Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın.”

18- (Allah) buyurdu: “Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım.”

19- (Sonra Allah, Âdem’e hitab etti): “Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz.”

20- Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: “Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti.” dedi.

21- Ve onlara: “Elbette ben size öğüt verenlerdenim.” diye de yemin etti.

22- Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: “Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?”

23- Dediler ki: “Ey R abbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!”

24- (Allah) buyurdu: “Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir.”

25- “Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!” dedi.

Benzer konuda makaleler:

20 Yorum

  1. Merhaba Hocam
    Ben Kuran-ı Kerim i mealinden okuyorum arapça bilmediğim için. Meale göre okuduğumda yaradılışın cennet bahçelerinde değil, cennet dışı bir mekanda meydana geldiği fikrine kapılıyorum.Nitekim sidretül münteha’yı da düşündüğümüzde, diğer alemde sadece cennet-cehennem değil, başka mekanlar da var. İblise ” İn oradan” emri” A’raf ( bir mekan) suresinde daha teferruatlı işleniyor ki bu da beni ne cennet ne cehennem olan farklı bir mekanda olayların zuhur ettiği fikrine götürüyor. Yani İblisin isyanı ile kovulduğu mekan cennet değildi. Daha sonra zaten agacı tattıktan sonra “birbirinize düşman olarak inin oradan” deniyor, yani şeytanın cennetten men edilmesi Ademe vesvese verdikten sonra meydana geliyor.Cennet vaad, cehennem tehdit olmadan önce dünya da, cennet de sadece birer mekan değil miydi? yani cennet cennet bizim bildiğimiz cennet sıfatını Ademoğlu günahkar olduktan sonra kazandı sanırım, onun öncesinde İblis başka bir mekandan kovuldu, bu da İblisin cennete girmesi-çıkmasının bir sorun olmadığına götürür bizi. Bilmiyorum, fikrimi paylaşmak istedim, yanlışım varsa düzeltirseniz sevinirim.

  2. Şeytan da Adem ve Havva da Cennetten çıkarılmışlardır. Hatta Kuran ın bir ayetinde eğer yapabilirseniz Yerin ve Göğün kapılarından geçip Cennete ulaşılabileceği ama bunun İlahi bir kudret yardımı ile mümkün olabileceğinden bahsediliyor.

  3. Sa….Yanlis söylediklerimden Allah C.C siginirim….şeytanin bunlari yapacaginida Hz.Ademin ve Hz.Ademin kandirilacaginini da,dunyanin yaratilip Adem neslinin imtihana tutulacaginida Allah C.C zaten biliyordu,kimin cennetlik kimin cehennemlik oldugunuda biliyor,sır sanirim galubela da verdigimiz söze ne kadar sadiginiz irademizle neler yapacagimizin imtihani icin burdayiz..bizi yokdan var eden Allah C.C hamdü senalar olsun..Allahim bizleri afet bagisla biz cok zavalli ve zayifiz bizleri affet,sen afedicisin afetmeyi seversin..bizlere aci afet,son nefesimizde bizi musluman olarak yanina al…..amin..

  4. Merhaba hocam ben şöyle biliyorum iblis cennet kapısında duran leylek ve yılanı kandırıp içeri giriyor Rabbimde duyunca leyleği uçan yılanı sürünen bir hayvan haline getirdi eskiden hem leylek hem yılanın eli ayağı varmış. Yanlışım varsa Rabbim affetsin burada yanlış bilgi vermek istemem teşekkürler

  5. Daha adem ve havva cennetten yasak ağacçtan yiyip çıkarılmadan önce şeytan ne diyor “onların” sağlarından sollarından… geleceğim, onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın. Henüz ademle havva iki kişi ama şeytan çoğul kalıbı kullanıyor.
    Demekki Allah meleklere Ademin akıbetini önceden bildirmiş. Doğrusunu Allah bilir, o nasıl takdir etmişse doğrudur

    • Daha önce halife olarak insanı yaratacağını meleklere bildiriyor ayeti kerime bunu bize açıkladı. Ve melekler de onların özelliklerini ve zaaflarını bilip bozgunculuk yapıp kan dökecek olduğunu konuşuyorlar .

  6. Iki varlığın düellosunun cezasını niye insanlık çekiyor diye düşündüm bir an 🙂

  7. bence hepimiz kulaktan dolma haberlerle neye inandığımızı anlamadan onun bunun tesfirleriyle kara düzen yol almaya çalışıyoruz bana kalırsa bunların hepsi uydurmadan başka birşey değil.

  8. Bakın iblis kovuluyor sonra hz adem imtihan ediliyor bu da dünyada ki bir cennette(bahçede) olduğuna işaret eder. Ademden önce homo sapiens denilen ataya ne demeli i?din bilimle çelişmez

  9. Değerli yorumcumuz, her görüşe eşit mesafede durmakla birlikte; hakaret, küfür, aşağılama vb. içeren, toplumsal hassasiyetleri zedeleyici nitelikteki ve büyük harfler ile yazılan yorumları yayınlayamıyoruz. Kriterlere uygun olarak yeniden yorum yazmanızı diler, ilginize teşekkür ederiz. Saygılarımızla. (Editör)

  10. Cennet insan için son durak..vesvese yok imtihan yok bu allahın insana vaad ettiği bi mekan ve buraya şeytanın bi şekilde girmesi mümkün olamaz allahın hükmüne ters..bence hadise dünyada yaşandı çünkü o zamanin dünyasının cennete benzetilmesi söz konusu olabilir..yanlıssam allah aaffetsin beni.

  11. Bin bir türlü yorumla hikaye mantıklı bir temele oturtulmaya çalışılmış ama hepsi de başarısız olmuş. Benim bu tesfircilerin yorumlarından anladığım kadarıyla bunlar Allah’ı kandırılabilen bir varlık olarak göstermişler. Şeytanı kovmuş şeytan yılan şekline girmiş öyle cennete girmiş. Ya da kovmuş ama cennetin kapısından konuşmuş filan. Her şeyi bilen hatta bilgiyi yaratan, geleceği bilen zamanı yaratan yaratıcı bunların hiç birini görememiş demek istiyorlar. Ayıp etmek istemiyorum ama çok küçültücü bir yaklaşım. Adem ve Havva imtihan edildi ve başarısız oldular. Burada asıl sorulması gereken soru şudur. Yaratıcıyı ve onun meleklerini, kudretini gözleriyle görmüş, cennetinde yaşamış bu insanların nasıl bu hataya düşmesidir? Bir onların gördüklerine bak bir de bizim. İşin garip tarafı ikisi de cennette keyif çatıyorlar. Biz bu dünya da çoğunlukla tecavüz, yolsuzluk, hırsızlık, yalancılık bunları gördük. Bunları yapanların zevki sefa içerisinde yaşadıklarını gördük. Doğru yaşamaya çalışanların sürekli ezildiğini, hakarete maruz kaldıklarını, aç kaldıklarını gördük. İtirazım var. Bende önce bir cennete yaşamak istiyorum. Bana da aynı muamele yapılsın. Bir ağaçtan meyve yemek dışında her şey serbest olsun. Sonra aynı hatayı yaparsam beni de cennetten göndersin. Bu anlatılanlara bakıyorum hepsi palavra. Sizin anlattıklarınızdan Allah’ın kandırılabildiği, adaletsiz olduğu, her şeyi bilmediği sonucuna varılıyor. Adil ve iyi birer insan olun o vadedilen cennete gideceksiniz. Zaten bunu olmaya çalışırken çektiğiniz eziyet olan günahlarınızı fazlasıyla temizler. Adem ve Havva’nın bulunduğu cennetin konumundan da üstlerde olursunuz.

    • Subhanallah !

      Allah’hu Alem .

      Eve,İblis Cennet’te olduğu halde ilk itiraz eden olmuş ancak bunu içinde saklamiştı.

      Cin taifesinden makam sahibi olmuş ( Melek ) ancak Allahu alem *Makamı Mahmud*un sahibi olmak istemiştir.

      Yeryuzunde *Halife* görevi kendisine değilde *Adem*e verilince içinde yaratıçısına karşı rızasızlık başlıyor.

      Allahu Alem Lehvi Mahfuz’da *Adem* neslinin neler yapacaklarını *Nur*dan yaratılmış meleklere iblis anlatınca, onlar şaşkınlık içinde noksan sıfatlardan münezzeh olan rablerine olan sevgilerinden ve saygılarından ilerde rablerine isyan edecek bu varlığı *Sen alemlerin rabbi iken sana isyan edecek bir mahluku niye yaratıyorsun. Biz seni tesbih ve takdis ediyoruz* demişlerdi. Herşeyin mutlak manada güzel olan ve tüm varlıkların tesbih ettiği bir ortamda haşa ! sanki çirkin bir varlık yaratılıyor imajı vermiştir *İblis*…

      Subhanallah !

      Rabbim ceza için fiili ortaya çıkartır. Zanna kapılan melekler imtihana tabi tutulmuştur.

      Neye karşı.Suizanlarına karşı.

      Onların imtihanı *Adem*di.

      Allahu Alem !

      Adem ve Havva annemiz yaratılıp Cennet’te yerleşince. Henüz secde emri gelmediğinden ve Melek makamında olan iblis Adem ve Hava annemizi o ağac hakkında yanılttı.

      Ölümlü olan ve yeryüzünde görev yapacak olan Adem ve Havva annemize cennette ebedi kalacak iki seçenek ile kandırıyor. Ebedilik veya Melek olma. ( Buradan ateşten yaratılmış Cin taifesinin Melek olabileceği gibi topraktan yaratılmış bir varliğın Melek ( makam sahibi ) olabileceği çıkıyor. Allahu Alem )

      Adem’e secde emrinden sonra İblis’in kibri fiili olarak ortaya çıkmış secde eden Melekler suallerinin imtihanından başarıyla çıkmış. İblis taifesi ise sürülmüştür.

      İblis *La ilahe illallah* demiş.
      Ancak *Muhammeden Rasulullah” dememiştir.

      Rabbimin Kitabını yani yaratılışın tüm evrenini kabul etmemiştir.

      İtiraz etmiştir. Ve ebedi olarak hüsrana uğramıştır.

      Adem ve Havva annemiz için ise vakit işliyordu yeryüzünde zorlu bir görev ve arkasından ise ölüm vardı.

      Güzel bir yerden ayrılmak zor. İlk önce Havva annemiz denedi. Sakın annemize karşı suizanda bulunmayın O Allahu Alem bir şey olacaksa bana olsun niyetiyle denemiştir.

      Ama asıl anahtar Adem (a.s) olduğundan onun denemesiyle bizim imtihanımız başlamış oldu.

      Şimdi Rabbimizin kıtabına ( yarattığı herşeye ) yani *Muhammedun Rasulullah*a razımı olacağız yoksa İtiraz mı edeceğiz.

      Subhane Rabbike Rabbil izzeti amma yesifûn ve selamün alel mürselin velhamdü lillahi Rabbil âlemin.

      ( Bu yazdıklarımda hata varsa Allah ve Rasülünün katında neyse öyle iman ettim derim. E.K. )

    • O bir peygamber olmasına rağmen Cuma namazı vaktinde cennete girmiş aynı gün ikindi sonrası çıkmış bu da dünya yiliyla 324 yıl ediyor o ağacın ihtişamı ve meyve sinin dış güzelliği ondan ziyade şeytanın Allahın adını anarak yemin etmesi eğer bu meyveden yerseniz olumsuz ve sonsuz buranın sakini olacaksınız demesi ve de önce havva anamız yiyiyor meyveden bir şey olmayınca bende yiyeyim diyerekten yemesi sonradan kadınlarının şişmesi o meyveyi ter yoluyla alamadıklarından dolayı Allah onlara dışkı yerlerini yaratması cennettede pis olan şeye yer olmadığından bu dünyaya atması ve bir vakte kadar size burada barınma vardır demesi Allahın.Sonrasinda tövbe etmesi ademin ve yeryüzünde birbirlerini bulması arafat meydanında nuh as sonra en çok yaşayan peygamber dir adem as ve bizim atamizdir.

  12. Evet bu konuda bende aynı fikirdeyim. Tam olarak şöyle söylemek istiyorum. İblis hz ademe secde etmediği için cennetten kovuluyor. Demek ki hz ademe cennette secde ettiriyor rabbimiz meleklere ve iblise. Buraya kadar tamam. Sonra secde etmediği için kovulan şeytan diyor ki rabbimize bana insanların öleceği ve tekrar dirilecegi zamana kadar mühlet ver onalri senin yolundan alikoyacam diye. Rabbimizde izin veriyor çünkü imtihan bu ya ancak rabbimiz dilerse herşey olur. Ve o herseyden haberdardır. Daha sonra şeytan bizzati olarak cennete gitmiyor çünkü bedenen yani zahiren kovulmistur ama allahtan mühlet istediği için şuan dünyada bile bize vesvese yoluyla yaklaştığı gibi hz ademe ve hz havvaya da bu şekilde yaklaşıyor. Şimdi dünyada zahiren bedenen onu göremeyiz ama vesvese yoluyla tıpkı bize ulaştığı gibi onlarada o şekilde yaklaşmış çünkü Allah buna müsaade etmiştir. Benim düşüncem bu yönde, yanlış bilgi vermekten Allah’a sığınıyorum. Ama bir yandan da eğer bu bilgi benim aklıma gelmişse ve eğer doğruysa alim zatlar ve Said nursi gibi ilmi yüksek bir zatın aklınada gelirdi diye düşünmekten de kendimi alamıyorum. Rabbim affetsin bizleri

  13. Şimdi olayın en başına gelelim Allah’ın o yüceliğini gören ilk insan adem ve havva Allahın emrine uymuyor bu durumdan dolayı cezalandırılıyor sonra çocuklarından habil kendi kafasına göre emre itaatsizlik ediyor. Sonra bilmem kaç yıl hayat sürüyor gidiyor hz muhammed dünyaya geliyor ve Allah muhammede süphesiz sen olmasaydın bu kainatı yaratmazdım diyor. Şimdiki insanların içinden ben de bu gün dinleri araştırıyorum diye dinsiz ilan ediliyorum. Aga ne zaman bir konuyu araştırsam şüphesiz inanman lazım yoksa çarplırsın dinden çıkarsın diye bir cümle ile karşılaşıyorum. Ne zaman bir olayı araştırsam en fazla ulaştığım cümle o konu hakkında pek bir bilgiye ulaşılamıyor diye bir yazı okuyorum. O da bilmem neli bilmem kimin bilmem amcasının oğlu demiş diye bir şey. Nasıl inanayım neye inanayım valla eğer bir güç varsa bu alenen ortada olması lazım . ama ortadaki tek şey imanın 6 şartı gibi inanmak inanmak inanmak. İyide neye inanmak neyi araştırsam elimde kalıyo. Ayetullah diye bir kardeşim yazmış yukarıda aynen dediklerine katılıyorum. Manevi bir güç var içimizde sadece ona itaat ediyoruz ve başımıza gelen her hususta onu öne sürüyoruz. Bizim içimizdeki manevi güç Allahtır. Ama bu gün hindistandaki adamın içindeki güç de bir inek. Doğrusu yanlışı yine Allah bizi affetsin ama araştırmakla elimize geçecek tek şey deist yada ateist yapacak bizi ondan korkuyorum

  14. Hz.Adem’in yaratılışı, Hz İsa’nın yaratılışı, ruh’un üflenmesi, zaman, Cennetten kovulma vb hususları anlayabilecek olgunluğa erişmemiş Insanoğlu. Kur’an belli bir dönem için değil, kıyamete kadar yol gösterir. 100 yıl önce mucize sayılabilecek olaylar bu gün sır olmaktan çıkabiliyorsa bazı durumları anlayabilmemiz için olgunlaşmamıza zamana ihtiyacımız var demektir. islam alimlerimiz yaşadıkları dönemde imkanlarına göre yormuşlardır. Gelenekçi ve biatçı anlayışımızdaki aşırılık için içinden çıkılamayan yerlerde Incil ve tevrattan etkilenmeler oluyor. Bunun sonucu olalarak sorgulayıcı gençliğin deizme kayması kaçınılmaz oluyor. Tavsiyem tevsirsiz mealden baştan sona Kur’anın herkes tatafından okunması.

  15. Hz.Adem ve Hz.Havva topraktan yaratılmış.
    Cennet bahçe demektir.Bu bahçenin dünyada olması lazım.Çünkü Kıyamet kopacak,her şey helak olacak. Sonra insanlar diriltilecek. Mahkeme kurulacak. Herkes layık olduğu yere gidecek.Gerçek Cennet Cehennem o zaman kurulacak.”Eddünya mezraatül Âhira”Hadisinin bir manası; Bu Âlemdeki Cennet ve Cehennemin malzemeleri olacak olan maddelerin,İsrailin Borusu hükmündeki Helezonik Kara Delikten geçerek Cennet ve Cehennemin ebediyet özelliklerini kazanarak oluşturulacağını zannediyorum bu güne kadar okuduğum dinî ve ilmî eserlerden. Doğrusunu Allah bilir.
    Peygamberimize sormuşlar;Kıyamet ne zaman kopacak? diye.Demiş ki; Kıyamet için ne hazırladın? Yine demiş ki”İnsanların hayırlısı insanlara faydalı olandır.” İnşallah insanlara faydalı bir kul oluruz.

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*