Hz. Adem(as) ve ilk insan neslinin üremesi

Hz. Adem(as) ve Havva yasak meyveyi yedikten sonra yeryüzüne indirildiler. Cennet gibi bir hayattan daha zor şartların hüküm sürdüğü bir dünya hayatı yaşamaya başladılar. Burada uzun bir süre tövbe ve istiğfar ile meşgul oldular. Yaptıkları hatadan dolayı Allah’tan özür dileyip senelerce üzüntü içinde af ve mağfiret dileyerek ibadette bulundular. Cenab-ı Hak da bu iki kulunun tövbesini kabul etti. Onlar için dünya yüzünde rızklar yarattı. Toprağı, suyu onların hizmetine verdi. Hayvanlardan nasıl istifade edileceğini onlara öğretti. Semadan yağmuru, yerden pınarları onlar için akıttı. Böylece Allah vaadini yerine getirmiş, semayı ve yeri ve içindekileri onlara ihsan etmiş, böylece yer yüzünde halife olarak onları tayin etmişti.

Sıra Adem neslinin çoğalmasına gelmişti.

Hz. Adem(as) ve Havva anamız izni ilahi ile bir süre sonra evlendiler. Artık kendi sülblerine yüklenmiş olan genetik şifrelerin açılma vakti gelmişti. Yer yüzünde yaşayacak olan insan neslinin hayat sahnesine çıkması gerekiyordu. Allah’ın güzel isimleri tecelli edecek ve İzn-i İlahi ile nesiller çoğalacaktı.

Peki ilk üreme süreci nasıl olacaktı? O zaman yer yüzünde tek bir anne ve tek bir baba olduğuna göre kardeş durumunda nasıl bir evlilik vuku bulacaktı?

Zihinleri çok meşgul eden bu sorulara makul cevaplar aramak gerekiyor. Bu noktada yine bazı kaynaklara müracaat ederek akla ve nakle uygun cevaplar bulmaya çalışacağız.

Cenab-ı Hak vardır ve birdir. Kendi varlık ve birlik mührünü de her mahlukun alnına vurmuştur. Nevileri ve türleri meydana getiren her bir ferdi ayrı bir özellikle yaratılmış. Türler ise kendi içinde tek ve ayrı bir özellik taşır. İnsanlar, hayvanlar, melekler, bitkiler, cinler gibi.. Dünya bir, ay bir, güneş birdir. Galaksiler bir, galaksilerden meydana gelen kainat da birdir. Yani kainatın heyet-i mecmuasından tutun da, cüzi fertlere kadar, o fertlerin parmak uçlarına kadar, parmak uçlarındaki hücre ve moleküllere kadar her şeyde bir birlik mührü vardır..

İşte Cenab-ı Hak bu hikmeti gereği insan neslini de bir babadan ve ondan da eşini yaratarak, bir anadan türetmiştir. Bu günkü biyoloji ilmine göre tüm canlılardaki genetik yapı onların bir ana ve babadan türediğine işaret ettiği gibi, aynı şekilde insanın da bu kanun içinde olduğunu gösteriyor. Yani tüm canlılar aslında benzer bir üreme kanuna tabidir.

Bu nedenden dolayı insan nesli de bir ana ve babadan olan çocuklar yolu ile çoğalmıştır. Bu noktada Hz. Adem ile Havva’nın ilk doğan çocuklarının çok özel bir yaratılışa sahip olduğunu anlıyoruz. Tabi ki her insan özel ve tek bir yaratılışa sahiptir. Ancak kardeş evliliği gibi yasak bir duruma bir defaya mahsus çok özel bir yaratılış süreci ile ve belli bir çocuk sayısı için müsaade edildiği anlaşılıyor.

Şöyle ki:

Havva annemiz her defasında bir kız ve bir oğlan olmak üzere ikiz çocuk doğruyordu. Bu çocuk sayısının 40 olduğu, yani 20 çift ikiz çocuk olduğunu çeşitli kaynaklarının haberlerinden anlıyoruz. Bazı kaynaklarda çocuk sayısına 120 diyenler de var, ancak ekseriyetin görüşü 40 olduğu yönünde. Belki bir miktar da fazla olabilir, fakat bu çok da önemli değil. Zira bazı çocuklar sonradan vefat etmiş de olabilir. Buradaki önemli husus çocukların özel bir şekilde yaratılıp, ikiz olmaları. Özel yaratılıştan kasıt şu: kardeş bağları nedeni ile ileride yapılacak özel evliliklerde her hangi bir genetik bozukluk olmasın. Zira çocukların evlilik süreçleri de Hz. Adem’e(as) İlahi Kudret tarafından bildirilmiş. Sırası ile doğan iki çocuklar çaprazlama olarak evlendirilecek. Sanki beraber doğan ikizler kardeş mesabesinde, diğer doğanlar sanki bu özellikten daha uzaklar. Bu günkü araştırmalara göre ikiz kardeş olayı çok gizemli bir olay, sırları daha tam olarak çözülememiş.

İşte insan nesli Hz. Ademden sonra ikinci kuşak olarak böyle bir süreçle başlamış. Yani ikiz doğan çocuklar çaprazlama bir usulle, Emr-i İlahi doğrultusunda, evlendirilmişler. Bunun bir ilahi emir olduğunu Habil ve Kabil olayından anlıyoruz.

Habil ve Kabil ark arkaya doğan ikiz çocukların erkek olanları idi. Bu durumda Habil Kabil’in kız ikizi ile, Kabil de Habil’in ikizi ile evlenmek durumundaydı. İlk İlahi emir bu idi. Ancak Kabil bu fıtri seyre itiraz etti ve kendi ikizi ile evlenmek istedi. Bu durumu babası Hz. Adem’e(as) bildirdiği zaman, Kabil’in isteğini uygun bulmadı babası. Bunun yasak olduğunu, Allah’ın emrinin diğer kız ile, yani Habil’in ikizi ile evlenmesi gerektiğini ona bildirdi. Kabil ise arzu ve isteğinde ısrar edince duruma Kudret-i İlahinin hüküm vermesi yönünde tavsiyelerde bulundu. Bu noktada Habil ve Kabil Allah’a kurban adayacaklar, kimin kurbanı kabul edilirse Allah onun için olumlu bir cevap vermiş olacaktır.

Neticede Habil’in duası kabul olundu, Kabil’in isteği ise reddolundu. Kabil ise Allah’ın hükmüne isyan ederek kardeşi Habil’i öldürdü. Kendi ikizini de yanına alarak başka bir diyara göç etti.

Bu kıssada dikkat çekici bazı noktalar var:

1-Havva annemizin bir seferde bir oğlan ve bir kız olmak üzere ikiz doğurması sadece ilk üremeye ait çok özel bir durumdu.

2-Bu ilk çocuklardaki genetik yapıları özel olarak tanzim edilmişti.

3-Bu düzeni bozmak isteyen Kabil’e müsaade edilmemiş, Allah onun kurbanını kabul etmemişti. Yani Allah bu fıtratın bozulmasından razı değildi.

4-Kabil ise isyan neticesinde bu fıtri yapıyı bozmuş, neslin farklı bir şekilde çoğalıp üremesinde sebep olmuştu.

5-Kabil nesli ile diğer kardeşlerin nesli arasında ileride anlaşmazlık çıkacaktı.

Kabil ilk cinayeti işleyip, yer yüzünde kan döküp ilke fesat fiilini işleyen bir olması yanında, daha kötüsü olarak neslin üreme ve çoğalmasında fıtrat bozucudur. Nuh tufanında boğulan neslin büyük bir kısmının Kabil’in zürriyeti olduğu yine bazı kaynaklarda yer alıyor.

Sual:

Bu çaprazlama evlilik süreci ne zaman kadar devam etmiştir? Havva’dan sonra da devam etmiş mi, yoksa bu sadece Adem’in bu ilk kırk çocuğuna ait bir durum mudur?

Cevap:

Araştırmalardan elde edebildiğimiz bilgilere göre bu kırk çocuk sonrası ne oldu çok da fazla bir bilgi mevcut değil. Ancak çaprazlama bir evliliğin dışındaki bir evlilik durumunun kesin olarak yasak olduğunu, Allah’ın bu kırk çocuk için tayin etmiş olduğu evlilik dışına taşılmaması gerektiğini Kabil’in duasının reddedilmesinden açık bir şekilde anlamak mümkün. Yani daha ilk üreme sürecinde bile açık bir yasak konmuş. Bu noktadan hareketle bu ikiz çocukların çapraz evlenme durumunun çok özel bir durum olarak sadece Havva’nın ikizlerine ait olduğunu ve bunların da sayılarının kesin ve ne net olduğunu anlıyoruz. Şayet çapraz evlenme harici bir evlilik yasaklanmış ise, ki öyledir; bir sonraki kuşakta bu evlilik türünün tamamen yasaklanacağı açıktır. Yani gerek çapraz, gerekse kardeş evliliği daha Adem’in ikinci çocuklarından itibaren yasaklanmış olması ihtimali çok güçlüdür. Zira o 40 ikizden sonra amca, hala, dayı çocukları pekala evlenebilir ve artık nesil bu günkü tarzda çoğalabilir.

Elbette ki bu durum Hz. Adem’in(as) yanında kalan 19 çift çocuk için geçerlidir. Zira Kabil Allah’a isyan etmiş, şeytanın oyuncağı olmuş, kardeşini öldürmüş ve üreme kanuna muhalefet ederek fıtratı bozmuştur. Bu nedenle Hz. Adem’in(as) kontrol ve gözetiminde uzak ayrı bir neslin yetişmesine vesile olmuştur. İşte Kabil neslinin nasıl bir şekilde üremeye devam ettiği, Allah’ın yasaklarına ne kadar riayet ettikleri, sonradan bu neslin bir önceki nesille nasıl bir münasebet kurdukları konusunda çok da net bilgiler yok. Zaten Hz. Adem(as) ile Hz. Nuh(as) arasındaki insan yaşantısı konusunda kaynaklarda çok da fazla bilgi yer almaz. Bu günkü tarih bilgileri Hz. Nuh(as) sonrası insanlık hayatından daha çok bahseder. Öncesine ait çok net bilgi yoktur.

Neslin üremesinde netice olarak:

1-İnsan nesli bir ana ve baban çoğalmıştır.

2-Doğan ilk ikiz çocuklar çaprazlama bir şekilde evlendirilmiştir.

3-Bu süreçten heme sonra günümüzdeki gibi normal bir süreç başlamıştır.

4-Kardeş evlilikleri daha ilk ikizler sonrası, yani 19 çift çocuk sonrası yasaklanmıştır.

Tüm bunlar elbette ki bizim bilgi ve düşüncelerimizdir. Bizim bildiklerimiz ise tenkit ve tavsiyeye her zaman açıktır. Her şeyi tüm mahiyeti ve keyfiyeti ile bilen ise ancak Allah’tır. Allah ise tövbe ediliğinde bilerek ve bilmeyerek yaptığımız her hata ve yanlışları affedendir.

Biz de Üstad’ın lisanı ile Rabbimizden af ve mağfiret diliyor, “”Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl. Amin!” diyoruz.

4 Yorum

  1. Bu ne kadar Kurani yaklaşımdan uzak bir iddiadır konusuna girmeden genetik alanında çalışan biri olarak mesnedsiz yapılan ifadelere karşı çıkmak istiyorum. Efendim belki yaşananlar genetik üstüde olabilir diyeceklere de hemen cevap vereyim; Sünnetullah değişmez! Yani Allah ın hayat yasaları değişmez! Genetik bilimi der ki eğer birinci dereceden akrabalar evlenirlerse doğacak çocuklarının aynı genlerde taşınan aynı hastalıktan etkilenmeleri olasılığı çok yüksektir. Hastalıksız olarak doğmayadabilir ama bu tür bir çiftleşme çok mantıksız olacaktır herhalükarda. Denmiş ki tüm insanların 1 atadan gelmesini genlere bakarak çözmüş bilimciler. Nerede kaynak? Kim dedi size? O zaman şunu da bilmelisiniz ki maymunların genetik kodlarıda insana çok yakındır. Aynı şekilde atlarında farelerinde. Konunun İslami boyutuna gelince burada da kaynak filan yok. Hani Kurani yaklaşım? nerede ayet, sahih bir hadis? Bunlar İsrailiyat kaynaklı ifadelerdir. Yahudilerin yada hristiyanların kitaplarından İslami yorum çıkarılamaz buna bidat denir. Kısacası bırakın Habil veya Kabil diye insanların varlığını (bahsedilen konuyu elel alan ayette isim yazmaz iki kardeş der) Havva diye birisindenden bahsedilmez. Hadi bunlar Hadis kaynaklı diyelim ama Kimse Allahı ensest ilişkinin zorbası olmakla idham edemez. Bu yanlışların farkında olunmadığını kabul eder Allah’ın selamının üzerininize olmasını dilerim.

  2. Allah razı olsun elinize dilinize ve de yüreğinize sağlık…!!!!!:::::!!!!!!:::!!!! ALLAH RAZI OLSUNN ………!!!! AMİN

Yorum yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.


*