Korona tiyatrosunda son perde

Yeni Asya’daki köşemizi takip edemeyen bazı okuyucularımız, yazımızın başlığından hareketle bizi de ”pandemi yalanlamacıları” arasında değerlendirebilir.
Ü
2019’dan bu yana, imkânlarımız nisbetinde takip ettiğimiz bu umumî musîbeti inkâr etmediğimizi, tedbirlerine –aşırıya kaçmamak kaydıyla- karşı çıkmadığımızı ve dermanını bulma yolunda her türlü girişime de duâcı olduğumuzu bilirler. Farklı olarak, dünyanın önde gelen viroloji enstitülerinin beyanlarına, yüzlerce mütehassıs ilim adamlarının raporlarına ve bu pandemiyi “küresel hegemonya hedefinde kullanan” zümre, sınıf, global şirket ve bu şirketlerin rüşvetleriyle siyaset yapan devlet adamlarının tezat ifadelerine müsteniden bu salgının, Çin’in Wuhan şehrindeki bir laboratuvardan bütün dünyaya yayıldığını iki seneden bu yana yazıp-çizdiğimizi de okuyucularımız takip etmişlerdir.

Hiçbir inancı tanımayan, mukaddesatı olmayan ve daha doğrusu yaratıcı ile savaşa tutuşanların hedefleri uğrunda feda etmeyecekleri hiçbir değer ve kıymetleri olmadığından, global dinsizlerce, demokrasiye kapatılmış ülkelerde rüşvetle çevirdikleri köşelerde işledikleri iğrençlikler, elbette Wuhan’dan ibaret değil. Kamala Haris hükümetinin meşhur sağlık danışmanı Anthony Fauci’nin TUNUS’ta köpekleri böceklere nasıl yem ettiği deneylerin vahşetini merak edenler, medyaya bakabilirler.

Allah’ı kabul etmeyen ve ele geçirdikleri imkânlarla kendilerini ilâh ilân eden bu güç ve kuvvet sarhoşlarının bir projesi olduğuna inandığımız KORONA’dan, istedikleri neticeyi alamayınca, ister istemez koronanın son perdesini sahnelemeye koyuldular. Londra merkezli mutasyonlar… Deltalar ve nihayet Omicron… Birdenbire on mislisine çıkan vakıa sayıları… Sonra; başta DSÖ olmak üzere, bir kaç sözcülerine yaptırılan açıklamalar… Korona’nın yaza kalmaz bitirileceği konuşulmaya başlandı. Bu kadar dehşetli rüşvetlerle dönen hakim medya dolabı, mütemadiyen aynı merkezden imal edilmiş cümleleri manşetine çekiyor… Yerin Kopenhag, Londra veya Ankara olması pek de önemli değil.

Bir cihetiyle başarısız olan bu KORONA PROJESİ’ne başarılı diyen arkadaşlarımız da çıkacaklardır. Rüşvet çarkının tedaisi, uysal medyalar, itaatkâr ülke yöneticileri, dünya nüfusunun yarısına kadar toplanan özel bilgileri, sosyal deneylerin kıymetli neticeleri ve daha bir çok kalemde bu projenin başarılı olduğunu söyleyenler de olacaktır. Kendi açılarından haklı ve doğru olabilirler. Fakat filmi başa sardığımızda; ağlamaklı kalpsiz artistlerin pandeminin ilk günlerinde söylediklerine baktığımızda asla başarılı sayılmaz. İnsanlığın büyük bir bölümünün- hiç olmazsa altmış beş yaş üzerinin- ve sağlıkları kronik hastalıklarla baskılanmış milyonlarca sevdiklerimizin öleceklerini yüzümüze söyleyenlerin niyetleri gerçekleşmedi.

İngiltere, Almanya ve Fransa devlet başkanlarına, pandemi projesinin uygulanmaya konulduğu ilk günlerde TV.lerde yaptırılan konuşmalara yeniden baktığımızda, covid-19 felâketinin insanlığa, nispeten teğet geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Allah’a inanmayan Marksist materyalistlerde insanî değer arayanlar, Büyük Sahra’da yeşil bahçelerle çevrili köşkler arayanlardan daha bedbaht sayılmazlar mı? Madem yaşı yetmiş, öyle ise fayda verecek bir yanı kalmamış, yani işi bitmiş… Günümüzde bazı Batılı sağlık sigortaları ceo’larının kapalı kapılar arkasındaki konuşmalarına kulak kabartabilirsiniz… Özel sağlık sigortaları, büyük ücretlere mal olan yaşlı ve kronik müşterilerinin giderlerinden, bu vesile ile kurtulacaklardı.

Bu haris menfaat üzerinde yeşillenen zakkum değil mi, ki; Avrupa’da “sosyal devleti” çökertme noktasına getirdi.

Elhamdülillah, insanlık olarak demek tamamen imtihanı kaybetmemişiz ki, Rabbim o zalimleri muvaffak etmedi. Bir kısım sevdiklerimiz şehid oldu, ama dünyayı tek devlete dönüştürme iddiasındaki “YARATILIŞ DÜŞMANLARININ” düşünceleri henüz gerçekleşmedi. Daha önce de kısaca değinmiştik. DAVOS çetesi de diyebileceğimiz hegemonyacıların bu projeyi yüzlerine bulaştırdıklarını ve 2022’de medyanın yardımıyla pandemiyi bitireceklerini söylerken, Omicron’u hesaba katmamıştık. Aslen Londra’lı, fakat Güney Afrika’nın Pretorya kasabasına takılan Omicron’un da koronanın bitap düşmüş hali olduğunu, onu bulan Angelique Coetzee de itiraf ediyor. Gel gör ki ücretlerini önceden almış ve bilgilendirilmiş bazı medya kıt’aları, bu masum vakıa ile de, 18 kasım 2021 den bu yana dünyayı velveleye verdiler.

Okuyucularımız, bu salgın meselesine “ahir zaman dikdörtgeni” çerçevesinde takip ettiğimizi biliyorlar. Yaratıcıya inananlar ve inanmayanlar, yaratılış kanunlarına itaat edenler ve bozmak isteyenler, insanî değer ve fıtrî şartları benimseyenler ve benimsemeyenler arasındaki dehşetli mücadeleye “Allah’a iman ve Allah’a isyan” zaviyesinden baktığımızı mutlaka hatırlayacaklardır. Korona tiyatrosundan sonra karşı tarafın hangi projelerini sahaya indireceklerini, inşaallah birlikte müşahede etmeye çalışacağız. Şimdiden herhangi bir tahminde bulunacak değiliz. Covid-19’un son seyri, bu tiyatronum çok yakında bitirileceği yöne işaret ediyor. Fakat bütün bu iyimserliklere rağmen, global hegemonyacıların insanlığa kuracakları yeni tuzaklar için takipçi ve müteyakkız olmamızın lüzumunu, siz sevgili okuyucular bizden daha iyi biliyorsunuz…

Benzer konuda makaleler:

İlk yorumu siz yazın

Makale hakkında düşüncelerinizi paylaşın:

E-Posta adresiniz kesinlikle gizli kalacaktır.


*